CEVİZLİBAĞ REKLAM FİRMA SAHİBİ AYDIN İLKKAN: “BEN ‘OYUN OYNAR GİBİ’ ÇALIŞIYORUM. ÖĞRENEREK, ÖĞRETEREK VE ZEVK ALARAK…”

CEVİZLİBAĞ REKLAM FİRMA SAHİBİ AYDIN İLKKAN:  “BEN ‘OYUN OYNAR GİBİ’ ÇALIŞIYORUM. ÖĞRENEREK, ÖĞRETEREK VE  ZEVK ALARAK…”
19-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Sign İstanbul 2019 fuarında yerini alan Cevizlibağ Reklam, kutu harf imalatında en yenilikçi ürünlerini sergiledi. Sektörle ilgili samimi düşüncelerini dergimizle paylaşan firma sahibi Aydın İlkkan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.


Öncelikle fuara dair genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Bulunduğumuz piyasa koşulları çerçevesinde fuarı nasıl buldunuz?

Bu sene fuar alanı geçtiğimiz senelere kıyasla daha küçülmüştü. Her fuarda görmeye alışık olduğumuz firmalar yoktu. Fuarda içlerinde yıllardır sektörde varlığını bildiğimiz ancak fuarlara pek katılmayan firmalar vardı. Bu fuarda oluşlarını açıklayabilmek için çok tutarlı gerekçeler lazım diye düşünüyorum.

Bu yıl fuarı ziyaretçi ve katılımcı profili, organizasyon ve katılım açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Ziyaretçi sayısı beklentilerinizi karşıladı mı?

Yukarıda da söyledim, alışık olduğumuz katılımcılar yoktu. Her yıl yaklaşık en az on-on beş kadar yeni firma olurdu; ki yapılarıyla, ürünleriyle fuara renk katarlardı; onlar da yoktu. Yabancılar –ki akla önce Çinliler gelir – çok azdı. Fuarda ayrıca hafiften tekstile kayma sezinledim. Bir de nurtopu () gibi “promosyon” bölümümüz doğdu. Açıkhavada promosyon Kalemler, ajandalar hava almaya çıkmışlar. Organizasyon firması yazdıklarımı olumsuz bir eleştiri gibi algılamamalı. Doğaldır ki alanı doldurmak için ellerinden geleni yapmışlar. Fuarda şöyle bir diyalog yaşadık: Müşterisi de olduğum katılımcılardan birisi sordu: -“Hocam Allah aşkına söyle. Bu fuarın her sene yapılması çok fazla değil mi? İki senede bir olsa daha verimli olmaz mı?” Cevap vermeme fırsat kalmadan ekledi: -“Örneğin sen, aslında her yıl katılmazsın ama sırf “rakibim katılıyor” diye katılmıyor musun?” Cevap vermedim. Ama sanıyorum o arkadaş “Sükut ikrardan gelir.” sözünü ve anlamını biliyordu; gülümsedi. Ziyaretçiler açısından baktığımda ben oldukça memnunum. İlgili, meraklı, güzel soru soran ziyaretçilerim oldu. Bu yıl daha doğru bir sunum yaptığımıza inanıyorum. Bizim göstermek istediklerimizden çok, ziyaretçilerin bizde görmek istediklerini sergiledik. Fuar sonrası hemen dönüş almamız da bunu kanıtlıyor. Bu görüşlerimi paylaştığım sektör dışından bir dostumun değerlendirmesi de şöyle: “Bu tür kriz dönemlerinde insanlar fuarları, kendilerini kurtaracak bir mucizeye rastlamak umuduyla gezerler. O mucizeyi bulsalar da gerçekleştirecek ekonomik güçleri yoktur. Fazla iyimser olma ve çok da umutlanma” Bilmem katılır mısınız?

Fuar firmanız adına nasıl geçti?

İyiydi. Makinelerimize ilgi on yıldır artarak sürüyor. Malzeme satışlarımız iyiydi. Üretim talepleri arttı. Bu iki kalemin de çoğunluğunun yurtdışından oluşu ayrıca sevindiriciydi.

Fuarda sergilediğiniz ürün grupları hakkında bilgi alabilir miyiz? Fuarda ilk kez lanse ettiğiniz yenilikler oldu mu? Bu ürün ve/veya yeniliklere sektörün ilgisi nasıldı?

Kutu harf makineleri, rulo ve profil kutu harf bantları, yapıştırıcılar, yıllardır önderi ve lideri olduğumuz piksel LED ürünleri ile özellikle bu ürünleri kullanarak ürettiğimiz kutu harfleri sergiledik. 3D printer’lar her alanda yaygın olarak kullanılıyor ama ilk kez sektöre uygun üretileni sergiledik. Nasıl ve nerelerde kullanılacağını anlattık. Çin’de bu konuda en iyi olan markayı seçtik. İlgi çok iyiydi. Ama kabulü ve kullanımı biraz zaman alacak sanki… Bir meslektaşımın makinenin çalışmasını izlerken söyledikleri çok hoşuma gitti: -“Hocam, “Kutu harf” konusunda her yeniliği biz sizde mi göreceğiz? “

Fuardan edindiğiniz izlenimler ve geri dönüşler ışığında, önümüzdeki süreçte alacağınız aksiyonlar var mı? Bu anlamda yeni adımlar atacak mısınız?

Atılacak çok adım var. Markajı sevmem. Rekabet iyiye, güzele, kaliteye doğru olmalı. Aşağıya doğru rekabete dayanamam. Bundan kurtulmanın tek yolu da yeni ve yenilikçi olmaktan geçiyor. Taklit edilinceye kadar epey bir yol alıyorsunuz. Sonra yine yeni bir kulvara giriyorsunuz. Ben “oyun oynar gibi” çalışıyorum. Öğrenerek, öğreterek ve zevk alarak. Yoksa yaşıtlarımın “emeklicilik” oynadığı bu yaşta başka türlüsü olası değil. Para nasılsa yeteri kadar kazanılıyor.

Üreticinin hammadde anlamında dışa bağımlı olduğu ve ithalat ağırlıklı bir sektör olarak, sizce mevcut ekonomik koşullardan en az etkilenmek için ne yapılmalı? Bu konuda hem malzeme ve makine üretici ve tedarikçilerin, hem de reklam üreticisinin alması gereken önlemler neler olmalı?

Bu bir devlet politikası ile düzeltilebilir. Sektörün ya da sektör mensuplarının bireysel çabaları yetmez. Gerekli yasal ve altyapı düzenlemeleri yapılırsa “Yerli üretim” gerçekleşir. Yoksa zorlamalarla “Hadi aslanlarım” haykırmalarıyla yapılacak her girişim “yerli oto” fiyaskosuyla sonuçlanır. Su akar yolunu bulur. Yeter ki önüne set çekilmesin.

Son olarak okuyucularımıza ve sektöre iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

”Biz ne krizler gördük” diyeceğim ama, böylesini görmedik. Öyle görünüyor ki bunun artçıları bile temeli sağlam olmayanları, duvarları iyi örülmeyenleri, gereğinden fazla yükselenleri yıkacak gibi… Sağlam durmak, temkinli olmak lazım. Her şey gönüllerince olsun.



Bu içerik 570 defa okundu.