Selahattin Aygüler: “KARŞINIZA ÇIKAN TESADÜFLERİ ES GEÇMEYİN”

  Selahattin Aygüler:   “KARŞINIZA ÇIKAN TESADÜFLERİ      ES GEÇMEYİN”
Sektörün doğuşuna tanıklık ve öncülük eden bir isim Selahattin Aygüler. 1979 yılında başladığı fotoğrafçılığa hayatın önüne çıkardığı tesadüfler sayesinde farklı bir yön veren ve bu sayede bugün adına “sign” dediğimiz tabela ve endüstriyel reklam sektörünün Türkiye’de doğmasını sağlayan bir isim… Kendisinin de dediği gibi, hayat tesadüflerle dolu ve bu tesadüfleri es geçmemek gerek… Gözünüzün gördüğü her şeye farklı bakarak, bu tesadüfleri farklı bir açıdan algılamak ve farkındalık yaratmak mümkün. Yeter ki bakmasını bilin… PİMMS Group’un 19 Mayıs tarihindeki 4O’ıncı yıl dönümü vesilesiyle Selahattin Aygüler ile bir araya geldik ve sektörün bu 4O yıllık süreçte geçirdiği dönüşümü konuştuk.


Sizin meslek hayatınıza fotoğrafçılıkla başladığınızı biliyoruz. Kısaca fotoğrafçılığa başlama hikâyenizi ve bu serüvenin nasıl yepyeni bir endüstriyel reklam adını verdiğimiz “SIGN” sektörünün kurulmasına öncülük etmeye uzandığını öğrenebilir miyiz?

İstanbul Üniversitesi’ndeki Gazetecilik eğitimim sırasında fotoğrafçılığı öğrendim. Daha sonraları, fotoğrafçılığı daha ileri bir seviyeye taşımak için Almanya ve İsviçre’deki atölye çalışmalarına katılarak profesyonel olarak eğitim aldım ve fotoğrafçılık mesleğimi geliştirmeye çalıştım, boş zamanlarımda freelance olarak fotoğrafçılık yaptım ve 19 Mayıs 1979’da “Profesyoneller İçin Model Manken Stüdyosu” olarak PİMMS’i kurdum. Fotoğrafçılık yaparken de her zaman farklı bakış açımı kullandım. Alanımda nasıl fark yaratırım diye düşünürken, Türkiye’de o zamana dek yapılmayan defile, fuar ve dekorasyon alanlarında fotoğrafçılık yaptım.

Fotoğrafçılıktan baskı malzemelerinde Türkiye’nin en büyük ithalatçısı firmasına giden yol…

PİMMS olarak sektörde sadece fotoğraf stüdyosu olarak değil aynı zamanda Türkiye’nin büyük ebatlı siyah beyaz fotoğraf laboratuarı olarak da biliniyorduk. Büyük fotoğrafları bastıktan sonra onları sergilemek kolay değildi. Büyük fotografları 19 mm’lik sunta veya MDF gibi malzemelere tutkalla yapıştırıyor ve korumak için cam ve çerçeve kullanıyorduk. Tabii fotoğrafların ağırlıklarından dolayı duvara asmak sorun oluyordu. Bu da işimizin gelişmesini engelliyordu.

O dönemde Uluslararası PHOTOKINA fotoğraf fuarı ziyaretimde birinin kolunun altında büyük ebatlı birçok baskı taşıdığını görüp şaşırmıştım. Biz bu fotoğrafları suntalara yapıştırıp sergiliyor ve büyük bir eziyetle taşıyorduk. Daha sonra öğrendim ki bu gördüğüm ürün KAPA® firması tarafından üretilen, daha sonra isim babası olduğum ve poliüretan levhalardan oluşan “Fotoblok” malzemesi idi. Ayrıca fotoğrafları bu levhalara yapıştırmak için laminasyon makinası, çift taraflı yapışkanlar ve cam yerine kullanılan kaplamalar gerekiyordu. Bu ürünlerin satışını yapmak üzere MASK SERGİ ÜRÜNLERİ’ni kayınbiraderim Hayati ULUTÜRK ile kurduk. Fotoblokla birlikte bu ürünleri de Türkiye’ye getirmeye başladık ve hızla Türkiye’nin en büyük reklam malzemeleri tedarikçisi haline geldik. Kısa sürede alüminyum çerçevelerden fuar bağlantı ve stant sistemlerine, çok çeşitli folyolardan çift taraflı yapışkanlara, o dönem esnek mıknatıs adını verdiğimiz magnetlerden tuval kaplamalara kadar envai çeşit malzemeyi Türkiye pazarına getirdik. Daha sonra malzeme ile başlayan süreç kesim plotter’ları ile devam etti.

İlk plotter ile tabelacılık dönüşüyor…

Türkiye’ye ilk plotter’ları getirip tabelacıları fırçadan bilgisayarlı sistemlerle tanıştırarak sektörde yeni bir dönüm noktası yarattık. İlk olarak HOUSTON INSTRUMENTS marka 31cm’lik plotter’ları ve bu sektörde ilk kez kullanılan AUTOGRAM sign programını Türkiye pazarına sunduk. Makineyi ilk defa BUKOMA fuarında sergiledik, bu yeni ürün tüm ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Teknolojiye çok meraklı olan Rahmetli Turgut Özal farklı fuarlarda standımızı birkaç kere ziyaret etmişti. İlk plotter’ımızı tanıtım amacıyla MASK Sergi Ürünleri firmamızda kurduk ve birkaç ay gibi kısa bir süre sonra da ilk olarak OTIMSAN firmasına ilk kesim plotter’ını sattık. Bu sayede Sarıgerme tatil sitesinin yapımı esnasında kullanılan tüm yönlendirme sistemleri bu plotter ile hayata geçirildi.

Plotter sistemleri tabelacılık uygulamalarında bir kırılma yarattı. Örneğin, bir üretici daha önce 5O kişilik bir atölyede elle boyama ve fırınlama gibi süreçlerden geçerek üretim yaparken, artık plotter ile iş yapma biçimleri ve üretim metotları değişti. 5O kişilik atölyeler yerine çok daha az insan gücü ile üretim yapılır hale geldi. Kir ve boya içindeki atölyeler temizlendi. Üretim hızı inanılmaz arttı ve sektör kalite standardına ulaştı. Müşterinin istediği kurumsal renkler, önceden farklı şehirlerde farklı renklerde boyanırken artık tüm Türkiye’de standart kurumsal rengi almak mümkün hale geldi. Bu da kalitede standardizasyon sağlayarak sektörün gelişmesine büyük katkı sağladı.

Bununla birlikte ikinci bir iş daha çıktı. Aynı dönemde Doğu Bloku’nun yıkılması ve serbest piyasa ekonomisinin gelişmeye başlamasıyla Türkiye’de kurumsal markaları daha çok görür olduk. Örneğin benzin istasyonları hızla yayıldıkça bu alanlarda kurumsal renkler ile üretim yapmak gerekti. Germe viniller ile üretim talebi gelince folyo kesimler buralarda da kullanıldı ve aslında alüminyum profil ihtiyacı ile birlikte yeni bir endüstri de doğmuş oldu.

Yenilikler bununla sınırlı değil elbette…

1993-1994 yıllarında ise dijital baskı sistemlerinin dünya çapında ortaya çıkmasıyla birlikte RASTERGRAPHIC marka ilk elektrostatik makineleri Türkiye pazarına getirdik ve bu makinayla basılan işler İstanbul’daki belediye otobüslerine uygulandı. O dönem transfer sistemi ile yapılan otobüs giydirmeleri için önce kâğıda baskı ve ardından ısıyla yapışkanlı folyoya uygulama ve kaplama yöntemi kullanılıyordu. Bu uygulama şekliyle 4 yıla kadar garanti verilebiliyordu. 1998 yılında Tayvan ile ortaklaşa olarak dünyanın ilk eco-solvent baskı makinesini ürettik ve SAHARA adı ile pazara sunduk. Aynı şekilde bu makineye uygun malzeme ve boya da ürettirdik. Çünkü o dönem malzemeler boyaya göre üretiliyor ve her bir malzemenin kaplaması boyaya göre üretiliyordu.

Dijital baskı Türkiye’de yaygınlaşıyor…

Bu sayede dijital sistemler de Türkiye’de yaygınlaşmaya başlıyor. Bu süreçte dijital baskının gelişi endüstriyel reklam ve tabela uygulamalarında nasıl bir dönüşüm yarattı?

Az önce de bahsettiğim gibi, 9O’lı yıllarda Türkiye’ye kapıların açılmasıyla hem Türkiye’de kurumsal markalara üretimin hızlanması hem de Türkiye’den yurtdışına tabela uygulamalarının yapılmasıyla birlikte hızla yurtdışına üretimler yapılmaya başlandı.. Aslında teknolojinin gelişimi üretimi hızlandırdığı ve geliştirdiği kadar, üretimin artması da yeni teknolojilere olan talebi artırdı ve tabelacılar hızla organize olmaya ve yatırımlarını artırmaya başladılar.

Örneğin, büyük dijital baskı makinelerinin ülkeye gelişiyle büyük duvar panoları yapılabilir hale geldi. 1994 yılında Kamera Reklam İstanbul’da 4O’a yakın çatı kiralamıştı ve bu alanların baskısını yurtdışında biz yaptırmıştık. Böylelikle ilk çatı reklamlarını hayata geçirmiş olduk. Her ne kadar o zaman sadece 9 ve 18 dpi çözünürlük ile baskı yapma imkânımız olsa da teknoloji bize geniş format baskı imkânı sunmuş, biz de bunu daha önce hiç görülmemiş bir uygulamaya dönüştürmüştük.

Türkiye “SIGN” Tabelacılık alanında ilk fuarla PİMMS Group sayesinde tanışıyor…

1994 yılında dünya çapında fuarları gezerken neden bizim ülkemizde de yapılmasın diyerek “Tabela” sektörüne özel bir fuar yapmaya karar verdik ve Türkiye’de ilk “Sign Show” fuarımızı Harbiye Ordu Evi’nde organize ettik. O zaman için çok yüksek meblağlarda harcama yaptık. O kadar rağbet gördü ki, gazete ve televizyonlar fuara çok ilgi gösterdiler. Fuarın açılışında folyo ve fotoblok malzemeden yapılmış bir defile düzenledik. Bence bu dünyada ilk olarak yapılmış defiledir.

1996 yılında ikinci fuarı da yaptıktan sonra, 1998 yılında bu fuarın artık ulusallaşması gerektiğini ve profesyonel organizatör bir firmanın üstlenmesi gerektiğini düşünerek fuarı Selahattin Durak’a (IFO Fuarcılık) devrettim. Sektörle ilgili deneyimlerimi kendisiyle paylaştım ve her zaman destek vereceğimizi söyledim. Fuarın ileriki süreçte uluslararası kimlik kazanması için de adını Sign İstanbul olarak değiştirdik. Bu sayede de sektörde “Sign” kavramı yerleşmiş oldu.

PİMMS Group kurumsallaşıyor…

Giderek daha fazla ürün portföyü ile yeni teknolojileri bünyesinde barındıran ve tabela ve endüstriyel reklam sektörünün ihtiyaç duyduğu tüm malzeme ve ekipmanları Türkiye pazarına sunan bir firma haline gelmiştik. Hatta sadece Türkiye’de değil Bulgaristan ve Moskova’da da Mimaki bayiliğini üstleniyorduk. Ancak 1997 yılında yaşanan dünya krizi nedeniyle yönümüzü ülkemize ve doğu ülkelerine çevirdik ve organizasyon yapımızı yeniden şekillendirdik. Bu noktada PİMMS Group olarak kurumsallaşma kararı alarak yolumuza devam ettik ve yeni bir ekiple şu anda mevcut PİMMS binasına geçtik.

2OOO’li yıllarda PİMMS Group’un kurumsallaşması ve değişen sektör koşulları ile birlikte, bahsettiğiniz dijitalleşme süreci nasıl ilerledi?

Meslek hayatımın başlangıcından bu yana her zaman dünya çapında sektördeki gelişmeleri takip eden biri oldum. Her yıl pek çok fuarı ziyaret ediyorum. Latin Amerika’dan Uzakdoğu’ya dünyanın dört bir yanındaki kişilerle iyi iletişimim var. Bu sayede pek çok yenilikten de anında haberdar oluyorum. Şahsi ilişkilerimin yanı sıra, PİMMS Group olarak da dünyanın her yerinde saygın ve tanınmış bir kimliğe sahibiz.

Dolayısıyla 2OOO yılında da Japonya’daki bir fuarı ziyaretim sırasında artık Çin’in dijital baskıda devreye gireceğini ve üretim yapacağını öğrendim. 2OO2 yılında da 3 metrelik geniş ebat makineyi OEM olarak üretip Avrupa pazarına kendi markamız TechnoJet ile giriş yaptık. Avrupa standartlarında ürettiğimiz bu makine, yurtdışında büyük ilgi uyandırdı. İlk defa Duesseldorf’taki Sign Europe Fuarı’nda tanıttık ve uzun yıllar Avrupa’nın pek çok ülkesine yenilenen modellerimizle satışlar yaptık.

Avrupa’nın dört bir yanına teknik servis

2OO8’deki krizle birlikte Avrupa’daki bu projemizi durdurma kararı alana kadar satışlarımız devam etti. Üstelik en güçlü yanımız her zaman olduğu gibi sunduğumuz teknik servis hizmetiydi. Herkesin hayret ettiği bu servis kalitesi PİMMS adını daha da güçlendirdi. O yıllarda çoğu kişi vize sorunundan dolayı rahatça seyahat edemezken, biz bu sorunu Romanya’da bir teknik servis görevlisini bünyemize katarak çözdük. Kendisine gerekli eğitimler verildi, tam donanımlı hale getirildi ve Avrupa’nın hangi bölgesinde olursa olsun birkaç gün içinde hizmet verebilir hale geldi. Halen böylesi bir uygulamanın çoğu firmada olmadığını düşünürsek, 2OOO’li yılların başından itibaren sunduğumuz bu hizmet standardı sektörde adımızı çok üst bir seviyeye taşıdı.

PİMMS Group kendi üretimi TechnoJet ile Avrupa pazarında

2OOO yılında bizim TechnoJet ile pazara girmemizle eşzamanlı olarak Avrupalı pek çok marka gibi Çin de piyasaya girdi. Şu anda bilinen pek çok marka Türkiye pazarına girince bizim de ürün portföyümüz çeşitlendi. Biz her zaman malzemeyi çok iyi tanıdığımız, makineyi kendi standartlarımızda ürettirebildiğimiz için teknolojiye kapsamlı bir şekilde hakimdik. Bu da bizim her zaman en iyi makineyi, en iyi ürünü sektöre sunmamızı sağladı. O dönemlerde bir söz vardı insanların söylediği: “PİMMS’ten makine alan para basar” diye… Çünkü hiçbir zaman çalışmayan makinemiz olmadı… Makineyi, malzemeyi, yapılacak uygulamayı ve de sektörü çok iyi tanıdığımız için müşteriye her zaman tam ihtiyacı olan çözümü sunduk; en iyi hizmeti verdik. Öyle ki bu sayede 2O1O’dan sonra tekstil sektörüne yaptığımız dijital baskı makinesi satışlarıyla Mimaki’nin dünya çapında en çok makine satan distribütörü konumuna geldik.

Bugün PİMMS Group olarak sektöre hangi teknolojileri sunuyorsunuz?

Tekrar yeni bir yapılanmaya girdiğimiz 2O16 yılından bu yana, Hanglory grubunun reklam, tekstil ve oluklu ambalaj sektörlerine yönelik farklı ebatlarda endüstriyel çözümlerini sektöre sunuyoruz. 2O16 yılına dek, küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik dijital sistemler sunarken, 2O16 yılı sonrasında daha endüstrileşmiş çözümleri pazara sunduk. Aynı zamanda geçmiş deneyimlerimizden yola çıkarak kendi markamızla üretim yapmaya devam ediyoruz.

Tabelacı mı reklamcı mı?

Daha önceden tabelacı denilen ancak bugün endüstriyel reklamcı / endüstriyel reklam üreticisi olarak anılan bir mesleğin de son 4O yılına tanıklık etmiş ve hatta bu mesleğin dönüşümünde önemli rol oynamış bir isim olarak, sizin bugünkü sektöre bakışınızı öğrenebilir miyiz?

Tabelacı / reklamcı ikiliği bence önemli bir ayrımdır. Tabelacı olarak bahsettiğimiz meslek grubu aslında “sign” olarak adlandırdığımız ve Türkçede tam karşılığını bulamayan bir meslek grubudur. Ancak Türkiye’de birçok tabelacı kendini reklamcı olarak tanımlar. Burada önemli bir ret hali olduğunu ve sektörün bunu aşması gerektiğini düşünüyorum.

Hâlbuki tabela üretimi çok kıymetlidir, yapılan işin niteliği, verilen emek, gereken beceri çok değerlidir. Tabelacı bir mimar gibidir; bugün bir totem uygulamak için rüzgârdan zemine kadar tüm hesaplamalar yapılması gerekir ve tabelacı bununla ustalaşmış kişidir.

Üstelik bir zamanlar tabelacıların çoğunun resim kökenli olduğunu görürsünüz, aslında hepsi birer sanatçıdır ve bununla gurur duyarlar. Ancak bugün böylesi bir sahiplenmenin olmadığına üzülüyorum. Günümüzdeki “tabelacılar” işlerinde farklılık yaratmadığı ve işlerine kendi imzalarını atmadıkları için giderek benzer işler yapmaya başlıyor ve işe katma değer koymuyorlar. Hâlbuki tabelacılık sanatsal bir üretimdir ve el işçiliği gerektirir. Bugünkü modern versiyonu ise tam bir mimardır. Dolayısıyla bugün tabelacının mesleğine sıkıca sarılması gerek diye düşünüyorum.

Önceden tabelacılık sanatsal bir üretimle eşdeğer tutuluyordu; çoğu tabelacı da ya ressam ya da resim öğretmeni kökenliydi. Ancak o zamanlar tabelanın yani kullanılan reklamın kreatifi de tabelacıya aitti. Tabelaya değer katmak tabelacının inisiyatifinde ve becerisindeydi. Bugün belki de bu misyonun tabelacıdan alınıp ajansa ya da markaya verilmesi ve dolayısıyla tabelacının bir uygulayıcıya dönüştürülmesi de bu duruma neden oluyor mu?

Elbette, eskiden tabelacı kreatifi kendi yapıyor, işine kendi becerisini katıyordu; ancak bugün tabelacının sadece uygulamacı pozisyonda olması üretimi etkilemese de sektörün gelişimine engel oluyor. Çünkü her işte olduğu gibi sektörümüzde de kolaycılığa kaçıyoruz. Herkes bas&yapıştır yapıyor. Önemli olan uygulama alanına göre yaratıcı bir öneri sunabilmek; yaratıcı fikri ajansa ya da markaya sunanın tabelacının olması önemli. Elbette genel olarak ekonominin gidişatı da insanları daha ucuz üretime itiyor ancak, her zaman farklı olan ve farkındalık yaratan işini satar ve para kazanır. Tabelacının da bu vizyonla hareket etmesi sektörü dönüştürecektir diye düşünüyorum.

Şöyle bir örnek vereyim, ilk beş metrelik makineyi alan bir reklamcıya en başta herkes şaşırmıştı. Kim bu makineyi bu fiyata alır, diye. Ama bu firma bir yıl sonra ikinciyi makineyi aldı. Çünkü reklamveranler böyle bir makine olduğunu ve kısa zamanda üretim yapılabileceğini görünce ona göre işler üretmeye başladılar.

Aslında yaratıcılığımızı belirleyen şey de teknoloji oluyor ve siz de bu teknolojiyi Türkiye’ye getiren firma olarak sektördeki yaratıcılığı daha ileri noktaya taşıyan bir misyon elde ediyorsunuz… Sizin bu konuda sektöre öneriniz nedir?

En önemli önerim her zaman olduğu gibi işinizde farkındalık yaratmanız. Bizim en önemli sloganımız budur. Farkındalık ise nasıl yaratılır? Kendi işinize en uygun teknolojiyi en kısa sürede öğrenip en doğru uygulamayı en doğru kişilere sunarak… Yoksa bir kişi makine aldığında “ben de alayım” diyen bir kopyacılıkla ticaret yapılmaz. Bunun tek sonucu pazarda fiyat kırmaktır… Ancak işinizde farklılaşır ve diğerlerinden sıyrılırsanız, kendi fiyatınızı oluşturur ve yaptığınız yatırımın da geri dönüşünü en kısa zamanda alırsınız.

PİMMS GROUP’UN SEKTÖRE KAZANDIRDIĞI İlkler:

• İlk moda ve defile fotoğrafçılığı

• İlk fotoblok malzemesi ithalatı

• İlk kaplama ve folyo ithalatı

• İlk laminasyon makinaları imalatı

• İlk Sign fuarı

• İlk folyo ve fotobloktan yapılan defile

• İlk ‘sign’ kavramının kullanılması

• İlk plotter makinesinin Türkiye’ye getirilmesi

• İlk elektro statik dijital baskı makinesinin Türkiye’ye getirilmesi

• İlk dijital baskı makinası ithalatı (First marka)

• İlk router makinenin Türkiye’ye getirilmesi

• İlk eco-solvent baskı makinesi Sahara imalatı

• İlk tekstil makinası (Mimaki) ithalatı



Bu içerik 860 defa okundu.