Sign Graphic Türkiye'nin ilk ve tek Açıkhava Reklam Dergisi        
 
 

 

 
 
 

 

 
 
 
 
 
 
 


  ÇAY MOLASI

İzmirdeydik..

19 Kasım Cumartesi günü İzmir Fuar alanında düzenlediğimiz Çay Sohbetleri toplantısına katıldım. Toplantı notlarına girmeden önce sizlere toplantıda süre yetersizliğinden konuşamadığım bazı konulardan burada bahsetmek istiyorum.

İlgisizlik ve vurdumduymazlık

Çay Sohbetleri toplantıları sponsorumuzun son anda kesinleşmesine rağmen İzmir ve çevre illerde ki reklamcılarımıza 100’ün üzerinde faks çektik, gelin toplantımıza katılın diye. Buna rağmen Egeli meslektaşlarımız ne toplantımıza ne de düzenlenen fuara ilgi gösterdiler. Fuara bile parmakla sayılacak kadar az sayıda reklâmcıların gelmesi sektörümüzde bu meslekten para kazanan ekmek yiyen çoğunluğun hala duyarsızlığını göstermesi açısından üzücüydü. Bu yüzden hitabet ve yazı üslubumdan şikayet edenler kusuruma bakmasın. Ben bu insanlarla 25 yıl tabelacılık yaptım. Onlarla ancak onların üslubuyla konuşmazsam derdimi anlatamam. Başları sıkıştığında ilgili ve yetkili arayanlar, baş vuracak bir kapı bulamayanlar, çaresizlikten iş yerleri kapanacak duruma düşenler, uyduruk vergilerle reklamları indirilenler, sökülenler, tabelaları kesilenler esnafa bindirilen vergiler yüzünden perakende tabela işleri kesilenler demek bu durumdan şikayetçi değillerdi. Vurdum duymazlık ve cehaletin bir örneği olan bu durum cahilliğin ve köylü kurnazlığı zihniyetinin hala aynı şekilde devam ettiğini gösteriyordu. Ceplerinden 3 kuruş para çıkacak korkusuyla ödleri kopanlar ne toplantılara ne fuarlara geliyorlar, ne birbirlerini görmeye tahammül ediyorlar ne de bu meslekte ne iş yaptıklarının farkındalar. Hiçbir sektörde benzeri olmayan, berberler, kasaplar, şoförler, sobacılar kadar kafaları çalışmayan beyinsiz bu insanlar topluluğunda kişilik sahibi, kendinin ve çevresinin sorunlarını bilen bir avuç insanın çırpınışı da bu insanları ilgilendirmiyor. Varsa yoksa hep kendi çıkarları, bitmeyen istekleri. Hep verin diyor.. Bana ne vereceksiniz? Diyor. Hep almaya alışmış.. Vermek istemiyor. Verince benim paramla ne yediniz nereleri gezdiniz hesabı soruyorlar bu dar kafalı beyinler.. İşini büyütmek, dev Tabela firmaların geçmişinden ders çıkarmak yok. Sadece dişiyle tırnağıyla bir yerlere gelmiş bu insanların istihdam yaratmış şirketleriyle boyuna posuna ve kara cehaletine bakmadan rekabet yarışına girerek işlerini kösteklemek yaptıkları. Fiyatların yerlerde sürünmesinin sebebi ve piyasanın istikrarsız görüntü vererek reklam veren şirketlerin aklını da karıştıranlar da bunlar. Dernekçiliğe bu yüzden karşı çıkıyorlar.. Ne sorumluluk almak istiyorlar ne de katılmak.

Ama bu işleri sabırla ve inançla düzelteceğiz.

Aldıkları digital baskı makinelerinin ve malzemelerin parasını ödemeyip üstüne bile yatmaktan çekinmeyenler piyasada bir an önce köşe dönüp zengin olmayı hayal edenler fiyatların en alt seviyeye inmesine sebep oluyorlar. Bu nedenle aldıkları işlerden para kazandıklarını sanıyorlar ama kazandıkları çerez parası bile olmuyor. Bu yüzden ödeyemiyorlar. Sonra en yakınında ki meslektaşını fiyat kırıyor diye suçluyor. Oturup şikayet ediyor. Ağlayıp sızlanıyor. Hayatlarında masraf olmasın diyerek bir gazete bile almayıp hayatı meyhane köşelerinde televole seyretmekle geçmiş bu insanların bulunduğu sektörden beklenende bu olmalı. Aslında bu ilgisiz ve çapsız insanlarla ilgilenmemek en doğru yol. Ayağına kadar gidiyorsun. Cumartesi öğleden sonra pek işleri olmaz diyerek ona en yakın 5 yıldızlı otele davet edip gel konuşalım çay içelim dertleşelim diyorsun, kişilik verip saygı onare ediyorsun, utanmadan sıkılmadan işlerim var bahanesini öne sürüp gelmiyorlar. Hafta sonu diye ya yazlığına ya evine çoluk çocuğunla gezmeye, ya da meyhaneye gidiyorlar, toplantıya gelmiyorlar. Bu kadarı da olmaz dedirten bu beyinsel özürlü insanlara artık sözümüz yok. Sözümüz sektörden yediği ekmeğin kutsallığına inanan, kendini iş adamı gibi gören, ticarette yardımlaşmayı ve birlikte hareket etmeyi işinin bir parçası sayan, bu düşüncede ki meslektaşlarını seven saygı duyan, geleceğini ve işini garanti altına almak isteyen, sorunlarını her yerde çözebilecek ortak bir sosyal dayanışma kurumu olan dernek veya odasına güvenen bir avuç insana.. Biz bu arkadaşlarla ve dostlarla yola çıktık ve yürüyoruz. Her ne kadar yapılan yanlışlar ve eksiklikler olsa da bunların zaman içerisinde telafi edileceğine inanıyoruz. Ared ortak noktamız, o şemsiyemizdir. Bu çabalar insanlarımızın bu şemsiye altında birleşmesi içindir. İllerde kurulan ve kurulacak dernekler Aredin bünyesinde birleşecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Açıkhava’nın Yıldızları konusu

 Dar alanda kısa paslaşmalar.. Yapılan bu. Bunlar kırgınlık nedeni oluyor. Ared içinde bir takım kimseler bir takım kimselere al gülüm ver gülüm muhabbeti uyduruk yarışma tertipliyor. Kim düzenliyor bu organizasyonu, amaç ne, ne yapmak istiyorlar? Bu dernekte yönetim kurulu üyesi olup sadece yönetici ve arkadaşlarının bir arada düzenledikleri bir oyun mu bu? Firmalar çağrılıyor, ajanslar davet ediliyor. Neymiş açıkhavaya en çok para harcayanlara ödül vereceklermiş. Göz göre göre reklam veren üç beş firmaya ve ajanslarına karşı vıcık vıcık yağcılık bu. Bu manzaradan rahatsız olup geceyi erkenden terk edenler olmuş. Ödül verenlerden birileri boy gösterip firma müdürlerine, ajanslara yakın markajlara başlıyor.. Yarınlarda bu böyle sürerse büyük kavgalar çıkar karakolda biter bu işin sonu. Biriside çıkmış bu ödülüde o ödülüde ben vericem deyip yerinde zıp zıp zıplamış.. Niye? Çünkü saygıdeğer eşi o market zincirinden alış veriş edermiş, o ödülü beyefendi verecekmiş. Bir petrolcüye de aynı şekilde ödülünü yine ben vericem çünkü benzinimi ordan alıyorum diye kendini sahneye atmış. Bu arkadaş maşallah kimseye fırsat vermeyip çok iyi bir showman’lik yapmış. Yapsın. Yapmasına kimsenin bir diyeceği olamaz. Ağzıda iyi laf yapar İyi bir konuşmacıdır. Bu tarzını zaten severiz. Peki nedir bunlar?.. Bu ortaya çıkan tablo hiç de hoş olmadı. Sponsor olanlara bir teşekkür bile edilmemiş.. İşte bunlar camiamızda olumsuzluk yaratıp tepki alıyor. Bundan bende rahatsızım. Fakat birileri memnun. Peki Ared mi düzenledi bu geceyi?.. Sponsor olanlar ne ödediler niye teşekkür bile edilmedi? Yoksa bu gecenin masrafları birilerine kıyak geçilme karşılığı yıkılıp kimler sebeplendi? Ared’e bu geceden ne kaldı? Daha önceleri birçok sempozyum yapıldı, oturumlar düzenlendi kimse çıkıp bir şey dedi mi? Aslında o sempozyumlara gelen bu mesleğin ne olduğunu bilmeyen ajanslardı. Açıkhava reklamcılarını adam yerine koymayan ajanslar ve yetkilileri bir kere olsun aşağı fuar salonuna inip standlara bakmadılar bile. Masa başında senaryo yazıp tasarım üreten trilyonları götüren ajanslar, milyarlarca yatırımı olan Açıkhava reklamcılarımızla ve bunlara mal tedarik eden firmalarla muhatap bile olmayıp kaçtılar. Bir konuda ayrılan sayın başkana onursal başkan sıfatını yakıştırılması. Kim verdi bu onursal başkan payesini? Bana gönderdikleri bültende gördüm. Kendileri mi aldılar yoksa birileri mi verdi bu sıfatı merak ediyorum. Bu ne ucuzculuktur. Birbirlerini yağlama ballama işi mi bu? Hayret daha neler göreceğiz. Yakında heykelini dikerler onursal başkanımızın, 70x100 çerçeveli posterini de astırır Atatürk resminin yanına.. Yakında tek başına kurucuda ilan edebilir kendini veya ettirir. Genel kurula da onaylatır. Beşiktaş başkanı sayın Demirören’in peşinde dolaşmaktan Ared’e vakit ayıramadığı için başkanlıktan istifa eden karizma başkan bir elim sizde olsun kokteyller ve eğlencelerde beni hatırlayın diye kendini onursal başkan mı ilan etti acaba?. Gayri resmi yayın organı dergilerine yazsa da öğrensek… Ared kimsenin çiftliği değildir. Orada görev alan arkadaşlarımızın gösterdikleri çabaları kimse inkar edemez. Kim ki orada görev almıştır sadece üyelerin değil bu sektörün temsilcisi gibi hareket etmeli sektörü kucaklamalıdır. Aredi kapalı kutu haline dönüştürmeye kalkanlar bunun bedelini ağır öderler. Bu dernek 40 kurucu ile kurulmuştur. Bunun onuru bu kişilere aittir. Sanki tek başına ortaya çıkmış bu insanları toplamış dernek kurmuş gibi görevinden istifa ederek onursal başkan diye kendine paye veren veya kendisine bu sıfatı verenlerin yaptığı yanlıştır, ayıptır, yakışıksızdır. İşte beni üzen bu tablo. Oysa burada anlatılan ve yapılan güzel şeyler maalesef bu görüntülerin altında kaybolmuş ya da hiçbir şey yapılmamış izlenimini veriyor. Ared böyle olmamalı.. Biz Türkiye’yi gezdik oraya gittik buraya gittik demek yetmez. Yeter artık demektir bu. Bu buraya kadar demek değildir. Bu sektörde Türkiye’yi kucaklayacak vizyon lazım.. Ama misyon gidince vizyonda gitti herhalde.

Aredin nihayet bir bürosu oldu.

Dilimizde tüy biterek Ared’in bir yerinin olmaması söylemimiz nihayet halloldu ve bir bürosuna kavuştu. Açılışına gitmedim çünkü onurumu kırdılar. Midemi bulandırdılar. Bu dergi 4-5 yıl derneğin dergisi diye hep eleştirildi. O zaman seslerini çıkarmayanlar şimdi eleştirilerime ve eleştiri üslübuma tahammülsüzlük gösterip akıllarınca intikam alıyorlar. Bazı kişilerin kişisel davranışlarıyla dernek menfaati adı altında bir yayıncıyı kafaya alıp ya da yayıncının bunları kafaya alarak bana inat dergi çıkarmaları zihniyetlerinin ne doğrultuda olduğunu gösterdi. Beni karşı alternatif yapılanma işi içinde gösterip tu kaka yapanlar böyle iftira atmakla kendilerini savunma bahanesine girip türlü numaraları rahatlıkla yapacaklarını sanıyorlarsa aldanıyorlar. Yakında görüşeceğiz. Ared kimlerinmiş öğrenecekler. Ben öyle kolay papuç bırakmam. Akıllarınca beni dışlayacaklar. Kiminle dans ettiklerini henüz öğrenemediler ama öğrenecekler. Onlar 3-5 kişi ben bu sektörde binlerce kişinin gerçek sesiyim. Bu mesleği seviyorum ve sektörün kişilik bulması, saygınlık kazanması, hak edenin bu mesleği yapmasını isteyen ve bunun için sektörün sesi olacak örgütünü kuracak arkadaşlarımızla Aredi daha sağlıklı ve sağlam temellere oturtacağımıza inanıyorum. Ared’in başkanlık koltuğu sanki devlet başkanlığı koltuğu. Oturanın havası da değişiyor kimyası da. Alt tarafı bir koltuk işte. Bu koltukda ve etrafında olanların burunları havaya doğru uzuyor kimseleri tanımaz oluyorlar. Telefonlara çıkmıyorlar, maillere fakslara cevap vermiyorlar.. Neyse sebebi hikmeti bilemiyorum. Bizim kimseye bir kaç malum kişi dışında bir alıp vermediğimiz yok.. dargınlığımızda yok kırgınlığımızda. Birol Fedai bey: “Anlaşalım sende ben de bu sektörden ekmek yiyoruz.” diyor.. Haklısınız Birol bey.. Anlaşalımın anlamı suya sabuna dokunma sen dergini çıkar karışma diyorsanız anlaşamayız. Ama anlaşmak zorundayız. Çünkü bu dernek herkesin derneğidir. Ona sahip olma adına ve burada yöneticiliği kendi ve yandaşlarının çıkarları için değil sektörün tümü adına yapacak onurlu bilgili ve herkesi kucaklayan dürüst insanlara ihtiyacımız var. Eğer bu konuda mutabıksak anlaşalım. Sağına soluna zart zurt etmeyen herkese saygılı, küçük büyük ayırmayan tüm sektörü toplayacak demokrat olacak biri varsa bulalım.. Güzel konuşmak hitap etmek bir sanattır. Ama icraatın içine girip de söyledikleriyle farklı davranan insanların aramızda yeri yoktur. O tür insanlar otursun kendi işlerine baksınlar. .

 

 

Hazır Site Tasarım

 Copyright 2007 Signgraphic