SON DAKIKA
HP Scitex Türkiye ve Yunanistan Satış Müdürü Ekrem İşçimenler: HP'nin her uygulamaya yönelik baskı makineleri mevcutGeniş format baskı makinelerinin üretiminde pazarın lider firmalardan biri olan HP, işletmelerin üretkenliklerini arttırmak için çözümler sunmaya devam ediyor.
Türkiye’deki dijital baskı merkezlerinin metrekare maliyetini aşağı çekip hız konusunda sunduğu avantajlarla üretkenliklerini arttıran HP, son teknolojik yeniliklerini geçtiğimiz ay İstanbul’da düzenlenen Sign 2011 fuarında sektörümüzün iki önemli firması Mat Kağıt ve Yatay Bilgisayar standında sergiledi. Dijital baskı profesyonellerinin her türlü ihtiyacına cevap veren ürünleri ve 2012 yılında Türk dijital baskı pazarına sunulacak yeniliklerle ilgili HP Scitex Türkiye ve Yunanistan Satış Müdürü Ekrem İşçimenler’den bilgiler aldı. SG: Öncelikle HP Scitex baskı makinelerinin kullanıcıya sunduğu avantajlar hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz? Ekrem İşçimenler: Hp Scitex, bildiğiniz gibi Türkiye’de uzun yıllardan beri var ve şuan Türkiye’deki 2 bayimiz , Mat Kağıtçılık ve Yatay Bilgisayar tarafından Sign İstanbul fuarında temsil ediliyor. HP, özellikle dijital baskı sektöründe dünya lideri bir marka ve bu imkanları da Türkiye’deki bütün müşterilerine en iyi şekilde sağlıyor. HP baskı makinelerinin sağladığı 3 çok önemli avantaj var. Bunlardan biri metrekare baskı maliyetidir ve HP bu konuda rakipsizdir. İkincisi hız, üçüncüsü ve bana göre en önemli avantajı güvenilir ve devamlılığının olmasıdır.
Bugün baktığınız zaman tüm firmalar değerli ürünler üretip satıyor, fakat bu ürünlerle aynı kalitede yıllarca baskı yapılması ya da son kullanıcının istediği renkleri tutturması konusunda istenilen sonuçlar elde edilemiyor. İşte bu noktada HP devreye giriyor. HP, kendi mürekkebini kendi üreterek istenilen renk gamutunu yakalayabiliyor. Ayrıca HP’nin her konuda, her yapılacak uygulamaya yönelik baskı makineleri mevcut. Dolayısıyla sert zeminlere ya da flexible yüzeylere ister saatte 5 m2 ister 500 m2 olsun baskı yapabiliyor. Özellikle yüksek hızlı baskı yapabilen makinelerimiz, ofset ve serigrafi sektöründe kullanılan analog baskı makinelerinin yerini almaya başladı. Türkiye’de bulunan uluslararası firmalar; globalleşmenin getirdiği talepler doğrultusunda bilboard baskı, branda bina giydirme çalışmalarında yurtdışı ile aynı standartta ürünler istiyor ve uluslararası firmalarla çalışmak istiyorlar. HP bunu müşterilerine en iyi şekilde ve en kısa sürede sağlayabiliyor. Şu an Türkiye’de 250 adedin üzerinde makinemiz var, Türkiye’de makinemizin bulunmadığı bir şehrimiz yok.
SG: 2012 yılında HP’nin bu yıl Türkiye pazarına sunacağı farklı bir teknolojisi olacak mı? Ekrem İşçimenler: Türkiye pazarının da geldiği noktayı düşünürsek bu yıl en büyük amacımız özellikle İngiltere, Amerika ve Fransa’da tercih edilen FB7600’ı Türkiye’ye getirmek. FB7600 saatte 500 m2 baskı yapılabilen, serigrafi ve ofsetin tamamlayıcısı ve hatta bazı durumlarda muadili olan, ambalaj ve dijital baskı sektöründe reklam ve tabela üretimine yönelik bir ürünümüzdür. Dünyada 150 adet kullanıcısı olan FB7600, HP’nin şu anda Türkiye’de bulunmayan tek makinesidir. Geçen yıl Fespa fuarında lansmanı yapılan bu makineyi alan müşteriler özellikle tekrar alım yaptılar. Bilindiği gibi serigrafi sektörü dünyada artık çok küçüldü ve günümüzde pahalı bir seçim olduğu için ağırlıklı olarak dijitale geçiş başladı. Müşterilerimize her ay 12 adet makine sevkiyatı yapmaktayız. Bu talepten dolayı HP Grafik Çözümleme Sistemleri Grubu olarak isteyen müşterilerimizi her ay Barselona’daki demo merkezimize götürerek kendi istedikleri baskıları yapma, makinelerimizi birebir görme ve test etme imkanı sağlıyoruz. Sonuçlar çok verimli oluyor, dolayısıyla bu yıl içerisinde muhakkak birkaç FB7600’ün Türkiye’ye geleceğini düşünüyoruz. Çünkü FB7600’ün özelliği dijitalden ayrı bir teknoloji olmasıdır ve bilindiği gibi dijital baskı makinelerinin kafası teoriktir. Yani basıldıktan sonra kesilmesi gerekir veya yapılacak birçok işlemi vardır. Fakat 3,20 eninde 165 cm tepsisi olan bu FB7600’ün çalışma prensibi farklıdır; 4 ayrı tabakayı aynı anda alıp, baskı yapıp istifleyebilmektedir. İstiflenmiş kapasitesi de 500 m2/saattir ve bu kapasitesi sayesinde yüksek tirajlı işlere cevap verebilmektedir. Bunun dışında bir de Turbojet dediğimiz UV ve solvent makinelerimiz bulunuyor, bu makineler 480 m2/saat baskı yapabilmektedir. Bu makineler bobini kesip tabakaya baskı yapan makinelerdir. Türkiye’de şu an billboard sektöründe 6 adet mevcut olan ve en iyi metre kare maliyetlerini veren bu makinenin baskıları, bütün meşrubat ve buzdolabı firmaları tarafından tercih edilmektedir. Hem kalitesi hem maliyetinden dolayı çok talep gören Turbojet’i en son Ankara’da faaliyet gösteren Kömen Reklam satın aldı ve pazarda çok büyük bir başarı elde etti. Sonuç olarak, dış mekan baskıda en önemli şey metrekare maliyeti olduğu için müşterimizin de bu teknolojiden hızlı bir şekilde geri dönüşüm alarak para kazanması gerekiyor ki yeni teknolojilere yatırım yapabilsin.
SG: Kullanıcılarının, HP teknolojilerinden azami oranda faydalanmaları ve hızlı geri dönüşüm almaları için sunduğunuz çözümler nelerdir? Ekrem İşçimenler: Türkiye’de artık belli bir kalite standardı oturmaya başladı. Bundan önceki yıllarda firmaların satın alma yetkilileri yalnızca iş örnekleri ve fiyata bakarak ilerlemeye çalışıyorlardı. Fakat bugün yaşadıkları mağduriyetlerden dolayı artık hangi makine parkuruna sahip olduğunuzu soruyorlar ve dolayısıyla da kaliteli makinelere sahip dünya devleri ile çalışmak istiyorlar. Bu konuda sunduğu çözümlerle HP’nin çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, HP makine alan firmalar 1 yıl içerisinde tekrar HP makine alıyorlar ve entegre tesislerini büyütüyorlar, biz de bu eğilimi yakından takip ediyoruz. Söz konusu eğilim şu sonucu gösterir; bir müesseseye makinelerin belli bir kar marjı bırakması lazım ki reklam üreticilerinin işleri büyüyüp gelişebilsin ve tekrar yatırım yapabilsinler. Yalnızca ebat veya makinelerin eskimesinden dolayı yatırım yapılmaması gerekir. Sektörün büyümesi için yapılması gereken, makinelerin müşterilere gerçek anlamda para kazandırmasıdır. İşte HP ürünleri ve verdiği hizmetle bunu sağlamakta. HP makinelerinin yatırımının geri dönüşü çok kısa olması ve müşterilerimizin bu durumun farkında olması, tekrar tekrar makine alımının sebebi. HP olarak Türkiye pazarındaki büyümemiz yine aynı sebebe dayanıyor. 5 yılda kendi alanımızda 10 adet makineden 250 adet makineye çıktık. Geçen yıl sattığımız makine sayısı da 40 adedin üzerindedir. Örneğin İzmir Arslan Dijital 5 metre HP5500 UV, 324 m2/saat baskı yapan bir makine aldı. Yüksek kalitede ve hızda bobinden bobine ve her türlü malzemeye baskı yapan bu makine ile şuan İzmir’de en yüksek kapasiteye sahip firmadır. HP’nin geliştirdiği Latex teknolojisine geçiş projesindeki başarı Günümüzde en önemli konulardan biri de insan sağlığı ve çevreye duyarlılık konusudur. Bunun için Solvent’ten UV’ye ve HP’nin geliştirdiği LATEX teknolojisine geçiş için piyasadaki eski makineleri yeni ve daha ileri teknoloji ve kapasitedeki makinelerle değiştiriyoruz. Bu konuda müşterilerimizin talepleri doğrultusunda bizimle temasa geçen reklam firmalarıyla konuşarak karşılıklı çözümler üretiyoruz. Bu projemizi uzun bir süredir uyguluyoruz. Özellikle orta ölçekteki firmalardan çok iyi dönüşler aldık. HP Finans Hizmeti HP’nin HP Finans isminde bir finans kuruluşu var ve bizim burada yaptığımız şey; belli bir bilanço ve karlılığa sahip firmalara sunum yapmak. Makine kiralama sistemimiz de aynen bankadan kredi almış gibi firmaya belirli bir anlaşma karşılığında makine sağlayabiliyoruz. Yani bu sistem finansal enstitülerin arada olmadığı tamamen güven ve çözüm ortaklığı üzerine kurulu bir sistem. Bu nedenle biz tamamen müşteri odaklı bir firmayız. HP’de ayrıca şu imkan da var ki o da işinizi hep büyütebilmenizdir. HP’de hiçbir zaman tek tip bir makine yoktur, Her zaman bir reklam firmasının ihtiyacı olan tüm makineler mevcuttur. SG: HP’nin kendi mürekkep teknolojisini üretmesinin kullanıcıya sağladığı faydalar ve bu konunun önemi ile ilgili neler söyleyebilir siniz? Ekrem İşçimenler: Mürekkep konusunda dünyanın gideceği nokta bellidir ve bu da UV ve Latex teknolojisidir. Bunun dışında bir teknoloji söz konusu değildir. Çünkü UV ve Latex teknolojisi, artık her yerde örneğin okullarda ya da çocuk odalarının duvarlarında kullanılabilecek. Bugün baktığınız zaman makine üreticisi ve mürekkep firmasının farklı firmalar olabildiğini görürsünüz. Ancak bu durumda taraflardan biri mağdur olma riski taşımaktadır. Bundan dolayı benim sektördeki herkese tavsiyem, dünya firmalarıyla çalışmaları yönünde olacaktır. Yani makine ve mürekkep üreticilerinin aynı olması, bayilerin ve ana firmanın ülkede olan firmalarla çalışması, her zaman bir muhatap ve çözüm ortağı bulmayı mümkün kılar. Türkiye’deki pazara baktığımızda, ortamın çok rekabetçi olduğunu, dolayısıyla firmaların güçlü çözüm ortaklarına ihtiyaç duyduğunu görüyoruz. Örneğin kurumsal firmalar sizden çok hızlı hizmet almak istiyor ve dolayısıyla sizin de bu hizmeti verebilmeniz için gerek üretimde gerekse çözüm önerileri sunmakta fark yaratacak bir hıza sahip olmanız gerekiyor. Bunu sağlamak için de mürekkep ve yedek parça sevkiyatınızın olması, yani güvenilir bir çözüm ortağınızın olması gerekiyor. SG: Son olarak HP’nin belli bir vadede dünyada ve Türkiye’de neleri hedeflediğini öğrenebilir miyiz? Ekrem İşçimenler: Bugün dünyada 6 milyar m2 baskı işi var ve bunun 3 milyar m2’si dijital sektörde basılabilen işler. HP olarak bizim bundan sonraki dönemde hedefimiz; ofset, serigraf ve ambalaj firmalarındaki işlerinde belirli bir hız içerisinde dijitale kaydırılması yönünde çalışmalar yapmak. Ve bizim müşterilerimiz de bunları yapmak için hazır. Yani dünyada çağdaş bir şekilde yapılan bir işi Türkiye’de de aynı şekilde ve aynı standartta yapabilmek amacındayız. Bugün bu kadar fazla ve aynı tip makine olunca son kullanıcının da tabii avantajı oluyor. Örneğin kurumsal bir firma logosunu herhangi bir reklam firmasına bastırırken herkeste aynı tip makine olunca aynı işi başka bir yerde başka bir ülkede de bastırabiliyor. Dolayısıyla İngiltere’deki renk ile Türkiye’deki baskı rengi arasında hiçbir fark olmuyor. Bu da şu anlama geliyor; Türkiye’deki makineler HP’ye geçtikçe aynen tekstil sektöründe olduğu gibi ihracat da çalışmaya başlıyorlar. Bu konuda biz dünyayı yakalamış durumdayız ve Türkiye’de bu konuda çok ciddi bir ilerleme söz konusu. Bu haber 225 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
İLGİLİ HABERLER
|