18 Aralık 2017 Pazartesi 17:22
English Page
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
20 Kasım 2017 Pazartesi 00:29

Canon’un Devrim Niteliğindeki UV Gel Baskı Teknolojisi Printtek Fuarı’nda Tanıtıldı

4-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Printtek Fuarı’nda ilk defa lansmanı yapılan Oce Colorado 1640 baskı makinesi, kullandığı yeni UV Gel teknolojisi ile baskı dünyasına devrim niteliğinde bir giriş yaptı.
Canon’un Devrim Niteliğindeki UV Gel Baskı Teknolojisi Printtek Fuarı’nda Tanıtıldı

4-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Printtek Fuarı’nda ilk defa lansmanı yapılan Oce Colorado 1640 baskı makinesi, kullandığı yeni UV Gel teknolojisi ile baskı dünyasına devrim niteliğinde bir giriş yaptı. Biz de fuar vesilesiyle bir araya geldiğimiz Canon Eurasia İş Geliştirme Müdürü Levent Kölege ve Canon Eurasia Genel Müdürü Wilbert Verheijen ile, hem yeni UV Gel teknolojisini konuştuk, hem de Canon’un Türkiye pazarına dair stratejik hedeflerinden bahsettik.

Printtek Fuarı’nda Türkiye’de ilk kez lansmanı yapılmış olan Oce Colorado 1640 modeli, kullandığı yeni UV Gel teknolojisi ile dikkatleri topluyor. Öncelikle bu teknoloji nasıl ortaya çıktı ve neden bu teknolojiye gereksinim duyuldu?

Levent Kölege: Öncelikle ihtiyaç nerden doğdu sorusuyla başlamak çok doğru bir yaklaşım olacaktır. Dış mekan baskı pazarında işlerin hızlı teslimatına yönelik talep arttıkça, baskı makinelerinin hızının önemi de gittikçe artıyor. Baskı sağlayıcıları artık müşterinin taleplerine istinaden çok daha hızlı olmak durumundalar. Bununla beraber dış mekan baskı pazarı da hızla büyüyor. Bildiğiniz üzere Canon, baskı pazarı ve tüketici elektroniği alanının birçok segmentinde yer alan bir marka olarak, çok geniş bir ürün gamına sahip. Ancak dış mekan baskı pazarında Colarado’ya kadar Canon’un herhangi bir ürünü yoktu. Bu sebeplerden dolayı ve pazardan gelen daha üretken makine talebi üzerine Canon Colarado 1640’ı ürettik.

UVGel teknolojisine sahip Colorado 1640 modelini, pazardaki 64 inçlik dış mekan baskı makinelerinden ayıran özellikler neler? Makine baskı hızı, kurutma sistemi, uygulama çeşitliliği, kullanım kolaylığı, boya tüketimi ve malzeme çeşitliliği konusunda ne gibi avantajlara sahip?

Levent Kölege: 64 inç ebatlı bir iç ve dış mekan baskı makinesi olan Colorado 1640, şu an pazardaki bu ebatta en hızlı ve en üretken makinedir diyebiliriz. Makine, saatte 159 m2’ye kadar çıkabilen bir baskı hızı sunuyor. Bu makinenin en vurucu ve muadillerinden en ayırıcı özelliği sunduğu üretkenliğidir. Bunu sağlayan en önemli özellik de UV Gel teknolojisi. UV

Jel teknolojisine sahip bu modelin içinde, mürekkebin bırakıldığı bir baskı kafası ve diğer tarafta da kurutmanın yapıldığı UV kurutma ünitesi vardır. Jel mürekkep medyaya kafa tarafından püskürtülüyor ve ardından çok kısa bir süre içerisinde UV kurutma ile mürekkep malzemeye sabitleniyor. Diğer teknolojilerde bu mürekkep damlacıkları medya içerisine doğru emilirken veya birbirlerinin içerisine geçerken, UV Gel teknolojisinde mürekkepanında kurutularak malzemeye sabitlendiği için, malzeme ile mürekkebin iç içe geçme durumu yaşanmıyor ve bu sayede çok yüksek bir baskı kalitesi sağlanmış oluyor.

Makinenin kurutma sistemi mevcut teknolojilerde olduğu gibi ısı ile gerçekleşmediği için, ısıya ve neme duyarlı birçok medyaya baskı yapılırken Colarado kullanılabiliyor. Bu da makineyle yapılabilecek uygulama çeşitliliğini son derece artırıyor. Colorado 1640 ile duvar kağıtları, arkadan aydınlatmalı görseller, tekstil medyaları, bayrak baskısı, kanvas, roll-up, gergi tavan uygulamaları, pencere grafikleri, araç kaplama gibi uygulamalar rahatlıkla yapılabilir. Ayrıca, eko-solvent teknolojisinde makinede baskı aldıktan sonra elde edilen çıktının kuruması için belli bir süre beklemek gereklidir. Fakat Colarado 1640 modelinde bu bekleme süresi ortadan kalkıyor. Kurutma işlemi tamamen makine içerisinde tamamlandığı için aldığınız baskı çıktısı da sonlandırma işlemine hazır halde çıkıyor. Örneğin laminasyon yapmanız gerekiyorsa, ekstra bir gün daha beklemenize gerek kalmıyor.

Kullanım kolaylığına gelince, Colarado 1640 modeli NozzleCheckolarak adlandırdığımız özel bir teknolojiye sahip. Bu teknoloji ile baskı kafasındaki püskürtme noktacıkları solar sistemlerle taranarak tıkalı olan nozzle’ler tespit ediliyor ve ikinci pass’ta tıkalı nozzle’lerin yerine yenileri kullanılarak baskı kalitesi zarar görmeden baskı devam ediyor. Bir diğer özelliği ise makinenin kendi kendine baskı kafasını temizleme özelliğidir. Diğer makinelerde sabah makineyi açtığınızda, baskı operasyonuna geçmeden önce manüel olarak makinede temizlik yapmanız gerekiyor. Colarado 1640’da sadece ayda manüel olarak 10 dakika temizlik yapmanız yeterlidir, geri kalan günlerde makine bu temizliği otomatik olarak yapıyor.

Colorado 1640 modelinin öne çıkan bir diğer özelliği ise makinenin otomasyon sistemi. Makinenin iki rulosu var; örneğin baskı sağlayıcısı akşam makineye bir iş verdiği zaman iki farklı tip ruloyu aynı anda makineye koyup iki işi de aynı anda işleyebiliyor. Bu sayede makinenin sürekli bir operatör kontrolünde olması gerekmiyor ve daha kısa sürede daha fazla iş üretimi mümkün hale gelerek verimlilik artırılıyor.Çünkü normal şartlarda, makinelerde bir rulonun değiştirilip ikinci rulonun takılması gerekir. Colorado 1640 modelinde ise birinci rulodaki iş bittiğinde makine kendisi otomatik olarak diğer rulodaki işe geçip baskıyı tamamlayabiliyor. Bunların yanında medya baskı esnasında hareket ederken, medya rotasyonun sağlanmasını ve kaymanın engellenmesini sağlamak için her pass’ta baskı kafası medyanın kenarlarına sarı bir iz bırakıyor. Gözle görülemeyen bu sarı izi takip ederek ikinci pass’ta medyayı kaydırırken rotasyonu ve kayma hızını mükemmel şekilde ayarlıyor. Böylece malzeme kaymasından kaynaklanan üst üste baskı ya da baskı arasında boşluk gibi herhangi bir hata oluşmuyor. Boya tüketimine gelince, UV Gel mürekkebi latekse kıyasla %40’a varan daha az mürekkep tüketimi sunuyor. Ortalama dolulukta bir iş için, tüketim miktarını metrekarede 8 ml olarak söyleyebiliriz. Boyanın bir diğer özelliği isekokusuz olması. Bebek odalarında kullanılabilecek duvar kağıdı baskılarında dahi güvenle kullanabileceğiniz bir mürekkep teknolojisine sahip.

Bahsettiğiniz özelliklere bakınca, UV Gel teknolojisini UV LED teknolojisine yakın bir yerde mi konumlandırmalıyız, yoksa eko-solvent ile lateks arası bir yerde mi duruyor?

Levent Kölege: UV LED ile bu teknolojiyi karşılaştırmak çok doğru olmaz diye düşünüyorum. Canon olarak UV LED teknolojisini kullanan Arizona baskı serimizi örneğin, katı medyalara baskı üretimleri için de sunmaktayız. Ancak dış mekan baskı segmentinde konumlandırdığımız Colarado 1640 serisi eko-solvent ve lateks’in ortasında bir yerde duruyor. Çünkü hem baskı hacmi olarak hem bulunduğu orta segment baskı makineleri kategorisinde, UV LED ile ayrışıyor. UV LED deyince çok daha yüksek hacimli ve yatırım maliyeti çok daha yüksek makinelerden bahsediyoruz. Colorado 1640 ise orta üretim yapan bir segmente hitap ediyor.

Peki, UV Gel teknolojisi, ilk yatırım maliyeti ve yatırımın geri dönüşü noktasında ne gibi avantajlar sağlıyor?

Levent Kölege: Canon Eurasia olarak bizim için daima toplam sahip olma maliyeti ve yatırımın geri dönüşü çok daha kıymetli. Eğer toplam sahip olma maliyetini konuşacaksak, makinenin ilk alım maliyetinin yanında işletim maliyetinin de UV Jel mürekkebi sayesinde çok avantaj sağladığından bahsetmek lazım. Örneğin operasyon ile ilgili yukarıda bahsettiğim birçok özellik, operatör maliyetlerinin, medya ve boya tüketim maliyetlerinin ve laminasyon maliyetinin ortadan kalkmasına neden oluyor. Dolayısıyla sadece satış fiyatını konuşmaktan ziyade makinenin size 4-5 yıl içerisinde kazandıracaklarından konuşmaktan yanayız. Pazarın da bu şekilde düşünüyor olması bizim için oldukça kıymetli.

Şu anda dünyada Colorado 1640’ın kaç adet kurulumu yapıldı?

Levent Kölege: İlk defa tanıttığımız HambugFESPA Fuarı’nda Avrupa genelinde toplamda 100 adetlik sipariş aldık. Şu anda makinelerin üretim bandı, beklenenin çok üstünde bir hacimle çalışıyor. Hatta gelen taleplere yetişemeyecek şekilde bir üretimin yapıldığını söyleyebilirim.

Peki, Canon’un Pazar değerlendirmesine gelirsek, bugün Canon’un Ortadoğu ve Türkiye pazarındaki mevcut konumu nedir?

Wilbert Verheijen: Türkiye ve Ortadoğu pazarında çok uzun yıllardır faaliyet göstermeye devam ediyoruz. Yaklaşık 10 yıl önce de İstanbul’da Canon Eurasia’yı kurarak bu bölgede doğrudan faaliyet göstermeye başladık. Türkiye de Ortadoğu ve Afrika gibi gelişmekte olan pazarlar içerisinde oldukça hızlı büyüyen bir pazar. Dolayısıyla biz de bu pazarı son derece önemsediğimiz için, bu alana yatırım yapmaya devam ediyoruz.

Türkiye pazarına dair gelecekteki stratejileriniz neler?

Wilbert Verheijen: Canon olarak çok farklı sektörlerde faaliyet gösteriyoruz. Fotoğraf makineleri, baskı makineleri ve görüntü ve video yönetimi ürünleri de dahil olmak üzere çok geniş bir portföyümüz var ve bu portföy ile B2B’lerden tutun büyük ölçekli kurumsal şirketlere kadar geniş yelpazede bir müşteri kitlemiz var. Bu kapsamda, reklam ve endüstriyel baskı makinelerimizden bahsedecek olursak da, farklı pazarlara oldukça çeşitli çözümler sunuyoruz. Reklam ve endüstriyel pazarda da sadece tek bir teknolojiyi değil, çok çeşitli baskı teknolojilerini sektöre sunduğumuz için, tek bir alanda tek bir çözüm sunamayız. Dolayısıyla müşterinin baskı ve uygulama ihtiyaçlarına göre piyasadaki en iyi teknolojiyi sunmak bizim ana hedefimiz. Her müşteriye aynı çözümü değil, müşterinin kendine özgü ve ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler sunmak bizim her zamanki önceliğimizdir. Dolayısıyla bu bölgede de ana stratejimizin bu anlayış üzerine kurulu olduğunu söyleyebilirim.

Örneğin, bunun en iyi örneğini Printtek Fuarı’nda lansmanını yaptığımız Oce Colorado makinemizde görebilirsiniz. Colorado, UV Gel adı verilen çok devrimci ve yenilikçi bir teknolojiye sahip olan ve birçok özel avantajı da bünyesinde barındıran bir makine. Biz de fuarda bu makine ile hayata geçirilebilecek uygulamalarıne denli çeşitli olduğunu sergilemeye çalıştık. Bu makinenin uygulama çeşitliliğini gözler önüne serdik. Hatta stantta sergilenen tüm baskılar Canon teknolojisi ile hayata geçirildi. Dolayısıyla, aslında bizim Canon olarak ana stratejimiz de sektörün dilediği uygulama için tüm teknoloji çözümünü Canon’da bulabilmesidir.

Türkiye pazarına baktığınızda en büyük dönüşümü hangi noktalarda görüyorsunuz? Sizce bu pazarda en çok görülen trend nedir?

Wilbert Verheijen: Sektörde en büyük dönüşüm geleneksel baskı sistemlerinden dijital baskı sistemlerine geçişte yaşanıyor. Artık pazarın büyük çoğunluğu dijital baskıya geçmiş durumda. Çünkü artık pazar özel üretim yapmak ve bunu olabilecek en kısa sürede gerçekleştirmek istiyor. Dijital baskı da bunu mümkün kıldığı ölçüde yaygınlaşıyor. Sektörde kişiselleştirilmiş ürün konusunda da yükselen bir trend var. Bu trendler ve taleplere de en iyi yanıt veren, dijital baskının sunduğu avantajlar ve Canon teknolojileri oluyor. Örneğin binlerce adet kartvizite değil sadece 50 adet kartvizite ihtiyaç duyuyorum ve 15 adet İngilizce 35 adet Türkçe kartvizit bana yeterli oluyor. Bu adetleri geleneksel ofset baskı ile elde edemem. Üstelik binlerce adet kartvizit bastırsam bile, bir süre sonra e-mail adresim, adresim veya unvanım değişirse birçok kartvizit benim için gereksiz hale gelecek. İşte bu noktada da dijital baskı devreye giriyor.

Türkiye pazarında baskı üreticileri ile yaptığınız görüşmeler ışığında, yatırım kararı alacak firmalara önerileriniz nedir? Bu konuda en önemli üç öneriniz nedir?

Wilbert Verheijen: Bu konuda ilk önerim, firmaların yapacakları uygulamaya en iyi uyum sağlayacak teknolojiye yatırım yapmalarıdır. Yapacakları uygulamanın gereksinimleri ve almayı düşündükleri makinenin sunduğu avantajları ve limitleri bu konuda en fazla önem taşıyan noktalar arasında diyebilirim. Çünkü her dijital baskı makinesinin kendi içerisinde bazı sınırları ve kapasitesi var. İkinci önemli nokta ise satın aldıkları firmanın verdiği servis hizmeti. Çünkü satın alma bu sürecin sadece ilk adımı. Sonrasında kullanım maliyetleri ve kullanım süreci daha önemli kısım. Dolayısıyla firmanın servis kabiliyeti ve altyapısı da öne çıkıyor. Üçüncü olarak yatırımın geri dönüşü. Ancak özellikle Türkiye’de bu nokta göz ardı ediliyor ve firmaların ilk sorusu “Ne kadar?” oluyor. Örneğin, fuarda Colorado’yu tanıtırken ziyaretçilerin ilk sorusu “bu makinenin fiyatı nedir?” oluyor. Makine yatırımı yaparken makinenin fiyatından ziyade, yatırımın geri dönüşü göz önüne alınmalı. Bir makinenin donanım, boya tüketimi, teknik servisi, operasyon, kullanılan malzeme, boşa giden malzeme gibi maliyetleri ve işin tamamlanma süresi gibi faktörler, ilk yatırım maliyetinden önce hesaplanması gereken kalemlerdir. Çünkü ilk etapta ucuz bir makine alsanız bile, bu ek maliyetler ile çok daha yüksek bir bedel ödemeniz gerekebilir. Tüm bunlar hesaplandıktan sonra yatırım kararı alınması gerekir.

Son olarak eklemek istediğiniz noktalar var mı?

Wilbert Verheijen: Fuarda müşterilerimiz ve sektörle buluşmaktan dolayı son derece memnunuz. Fuarda ilk defa sergilediğimiz Colorado baskı makinesi ile ilgili aldığımız geri dönüşler bizi oldukça memnun etti. Oldukça devrimci bir teknoloji olan UV Gel teknolojisine fuarda yoğun ilgi oldu. Sektör de bu teknolojinin kendilerine sunduğu fırsatlar konusunda bilgi aldı. Fuarda sadece makineleri değil, aynı zamanda bu makinelerin sunduğu uygulama çeşitliliğini de sergiledik. Böylelikle reklam ve endüstriyel baskı üreticileri, işlerini bir adım daha ileriye taşıyacak yeni uygulamalar konusunda da fikir edinmiş ve ilham almış oldular.

Levent Kölege: Colorado 1640 modelini ilk kez bu fuarda sergiledik ve aldığımız dönüşler gerçekten heyecan verici. İnsanların makinenin yapabildiklerine bakışı bizim için çok motive edici.

Bu haber toplam 524 defa okunmuştur
Etiketler:
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 SignGraphic | Kaynak gösterilse dahi izinsiz içerik kopyalanamaz.