21 Kasım 2017 Salı 15:11
English Page
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
13 Kasım 2017 Pazartesi 14:01

Lidya Grup Sign İstanbul Fuarı’nı Teknoloji Şölenine Dönüştürdü

Sign İstanbul Fuarı’nda Efi, Epson ve Xerox gibi dünya devi markaları sektörle buluşturan Lidya Grup, sektörün buluşma noktası haline gelen standında sektör liderliğini bir kez daha ortaya koydu.
Lidya Grup Sign İstanbul Fuarı’nı Teknoloji Şölenine Dönüştürdü

Sign İstanbul Fuarı’nda Efi, Epson ve Xerox gibi dünya devi markaları sektörle buluşturan Lidya Grup, sektörün buluşma noktası haline gelen standında sektör liderliğini bir kez daha ortaya koydu. Biz de fuar vesilesiyle Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz ve Lidya Grup Yönetim Kurulu Danışmanı Rıza Başoğlu ile bir araya gelerek, Lidya Grup’taki son gelişmeler hakkında bilgi aldık.

Xerox, Epson ve EFI markalarının Türkiye distribütörü olan Lidya Grup, 4-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenen SIGN İstanbul 2017 Fuarı’nda, milyon dolarlık makinelerle standını teknoloji şölenine dönüştürdü. Dijital baskıda dünyadaki son teknolojinin sergilendiği 308 metrekarelik Lidya Grup standı, ziyaretçi akınına uğradı. Lidya Grup standında, aralarında EFI GS3250LXPro, EFI H1625, Epson SC-S80610, Epson SC-S60610, Epson SC-S40610, Epson SC-T7200MFP, Epson SC-T5200, Epson SC-P10000 ve Xerox Versant 80, D125, B7030 ve C7025’nin aralarında olduğu makineler sergilendi. Fuara, Lidya Grup’un İstanbul merkezi ve tüm bölgelerden ekipleri katılırken, standı ülke genelinden geniş format ürünlerini incelemek isteyen müşteriler ziyaret etti.

Öncelikle fuarla ilgili genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Ayrıca fuar Lidya Grup için nasıl geçti?

Bekir Öz: Fuarın bu yıl Printtek ile eşzamanlı olarak beş gün düzenlenmesi, gün sayısıyla birlikte ziyaretçi sayısını da artırarak fuara olumlu yansıdı. Pazarı değerlendirdiğimizde, yılın ilk çeyreğinde pazarda hareketlenme vardı. Bunun fuara etkisinin yansıdığını düşünüyoruz. Referandumun ardından piyasa durağanlığa geçti, pazarın talepleri son çeyreğe kaldı. Ötelenen taleplerin gerçekleşmesi, yılın son 4 ayına kaldı ve bu da fuara ve fuar sonrası sürece yansıyacaktır.

Rıza Başoğlu: Türkiye’de fuarcılık, organizasyonel olarak henüz gelişme evresinde, yeni yapılan tesislerin dahi altyapı sorunları var. Fuarlar; lojistik, altyapı, ulaşım ve fuar alanının sağladığı düzenleme imkanları ile yaratıcılıkları ve sektörel rehberliği şekillendirmeli ve pazarlara yön verilmesine katkı sağlamalıdır. Bu düşünceler ışığında Lidya Grup olarak fuarları ürünlerin sergilendiği alanlar olarak görmemekteyiz, bu nedenle fuarlara katılmadan önce bölge yöneticilerimiz ve bayilerimiz ile ön çalışmalar yaparak hazırlanırız. Müşterilerimizi ve potansyel müşterileri özel olarak davet ederek standımızda ağırlayarak teknolojideki gelişimleri ve çözüm önerilerimizi onlarla paylaşmaktayız.

Öncelikle fuarda EFI cephesinde hangi modellerinizi sergilediğiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bekir Öz: Fuar sırasında, Xerox, Epson, EFI markalarımızda ürün segmentlerimiz oldukça geniş olduğu için, bu çözümlerimizi sergileyebilmek adına, stand alanımızı 308 metrekareye çıkardık. Birçok ürünü bu vesileyle gösterme fırsatı bulduk. Üç markada da oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Olabildiğince yeni ürünleri, kullanıcının ihtiyacına yönelik yeni teknolojileri standımızda sergiliyoruz.

İlk olarak EFI cephesinde, Türkiye’de ve dünyada EFI’nin en popüler olan 320cm ebadında hibrit baskı makinesi EFI GS3250LXPro’yu sergiledik. 1.5 yıldır pazarda olan bu model, Türkiye’de ve dünyada yüksek satış adetlerine ulaştı. Hem teknolojik olarak hibrit bir çözüm sunması, hem baskı kalitesinin ve medya çeşidinin çok geniş olması ürünün en önemli avantajıdır. Şu anda Türkiye’de 10’un üzerinde kurulu makinemiz mevcut. Ayrıca fuarda EFI H1625 LED Hibrit 1.6 metre baskı genişliğindeki modelini sergiledik.

Sektöre bakarsak, EFI baskı makinelerinin yatırım maliyetleri yüksek olduğu yönünde bir algı var. Sizin bu konuda belirtmek istediğiniz bir nokta var mı? Fuarda bu makine ile ilgili satış beklentiniz ne yönde?

Bekir Öz: Bu makineyi fuarda sergilememizin en önemli amacı, yatırımcıların hem bu makine ile test yapması, hem de bu makineye yatırım yapamasa da bu makinenin becerilerini görme fırsatı yakalamasıdır. Açıkhava reklamcılığı alanında faaliyet gösteren her firmanın bu makineyi bünyesine katması elbette mümkün değil, ancak bir üretici müşterisine kendi yapabileceği uygulamaları sunarken, piyasada mevcut teknolojileri bilmesi ve bu teknolojiler ile ne yapabileceği bilgisine sahip olması gerekir. Dolayısıyla bizim bu fuarda amacımız sektörün bu teknolojiyi tanımasıdır.

Müşteriler açısında bakınca, sektördeki her firmanın, ileri teknolojideki tüm makinelere sahip olması gerekmiyor. Ancak, dijital baskı teknolojisinin geldiği noktada, bir müşteriye gittiğinizde hangi konularda ürün hizmetleri verebileceğinin bilmesi gerekiyor. Reklamcı, kendisinde makine olmasa bile başka bir tedarikçiden o hizmeti satın alabilir. Bizim sadece potansiyel müşteriye bu teknolojiyi anlatmamız eksik kalıyor. Bu yüzden bizim fuarlarda olmamız önemli. Çünkü son kullanıcı bir uygulayıcıya gittiğinde neler yapabileceğini bilmekle ya da o teknolojileri bilmekle yükümlü değil, ancak o teknolojiyi sunan reklamcının bu yükümlüğü var. Biz de fuarlarda bu teknolojileri anlatarak bu aralığı kapatmaya çalışıyoruz. Yatırım maliyetlerine gelirsek, EFI, yüksek teknolojiler geliştiren, üreten ve dijital baskıya yön veren bir marka. Aslında EFI, toplam sahip olma maliyetinde en uygun markadır. İşletme maliyeti, ekipman maliyeti, boya tüketimi, kullanım ömrü, baskı kalitesi ve süreklilik gibi kriterleri gerçek olarak ele alındığı zaman EFI en efektif markadır. Lidya Grup, hiçbir zaman fiyat rekabetine odaklanarak makine satışı yapmayı hedeflememiştir. Fiyatla verilen tavizlerin sonu yoktur. Bir ürüne pahalı diyebilmek için aldığınız hizmet ve kalite ile ölçümleme yapmanız gerekir. Konu, sadece bir materyale basabilmek değildir. Konu farklı materyallere, aynı kalitede basabilmektir.

Fuarda ayrıca Epson ve Xerox grubunda sergilenen çözümleri öğrenebilir miyiz?

Bekir Öz: Sign İstanbul Fuarı’nda Epson’un bütün ürün yelpazesini tanıttık. Foto serisi oldukça yeni ve öne çıkan bir üründür. Fotoğraf baskı kalitesinin çok yüksek olduğu operasyonlar için önemli bir ürün. Hatta fotoğraf baskı kalitesini en üst düzeyde yakalayabilen ve profesyonellere hitap eden tek üründür. Ayrıca fuarda her yıl yoğun ilgi gören SureColor serimizi de ziyaretçilerimizle buluşturduk. Fuarda Xerox’un ofis ve production dediğimiz üretim segmentindeki ürünlerini tanıttık. Fuarda öne çıkan en önemli teknolojinin arkasında, akıllı MFP dediğimiz bir teknoloji yatıyor. Türkiye’de bildiğiniz üzere akıllı telefonlar, gerek kurumsal gerek kişisel olarak yaygın kullanılıyor. Akıllı telefonlar ve cihazlar bize hız, verimlilik ve hareketlilik kazandırıyor. Sonuçta dünya değişiyor, bir ofis başında işimizi yapmamız gerekmiyor. Bu anlamda akıllı MFP’ler bize bu hareketliliği sağlıyor. Örneğin, bir reklamcı müşterisine teklif vereceği zaman ya da bir broşür dağıtacağı zaman ofiste ya da bilgisayar başında olmaya gerek kalmıyor, bu teknoloji bu zorunluluğu ortadan kaldırıyor. Dünyanın herhangi bir yerinde, sadece Xerox ile aynı ortamda Wi-fi ile bağlantı yapmanız yeterli. Wi-fi ile bağlantı kurup, o makineyi, kendi makineniz gibi kullanma imkanı sağlıyor. Cihazların diğer avantajları arasında 38 dilde tercüme yapıyor olması ve makine ile birlikte gelen tablet ile direkt uygulama indirerek kullanımı kişiselleştirebiliyor olmanızdır.

Lidya Grup olarak bu fuarda ilk defa LPM – Lidya Print Management projenizi duyurdunuz. Bu proje hakkında bilgi alabilir miyiz?

Bekir Öz: Fuarda ilk kez Lidya çözümü olan LPM’yi tanıttık. Bu proje ile pazara şu mesajı veriyoruz: Pazarda, en önemli şey sadece ekipman alınması değil, önemli olan çözümdür. LPM (Lidya Print Management) projesi, ekipman ve marka bağımsız olarak; gerek RIP çözümü, gerek uygulama çözümü, gerek güvenlik sistemleri, gerek baskıyla ilgili çözümler olsun, bu alanlarda uzmanlaşmış bir organizasyondur. Özetle, ekipmanın doğru seçilerek verimli kullanılmasından, organizasyona doğru enjekte edilmesine kadar yazılım çözümlerinin de aralarında olduğu bir hizmeti sağlamaktadır. İş hayatında işin özü, yapılan işin doğru yönetilmesidir. Lidya olarak, ekipman satışı ve servisinin ötesine geçerek; satın alınan ürünlerin daha verimli nasıl kullanılacağı hakkında çözümler sunmaya devam edeceğiz. Lidya Grup olarak uzun yıllardır bu sektörde faaliyet gösteriyoruz. Dünya devi üç büyük markanın Türkiye distribütörüyüz. Pazara baktığımızda gerek üretici gerek distribütör gerekse bayi tarafında, herkes ekipman satışını yapıyor. Ama ekipman tek başına artık bir çözüm değildir. Hangi alanda olursanız olun, ister ofis çalışanı, ister profesyonel bir ofset işletmecisi ister copy-center ya da açıkhava reklamcısı da olsanız, günün sonunda makinanızın rasyonel kullanılabilmesi yazılım ile gerçekleşmektedir. Bu da doğru çözüm sunulmasına bağlıdır. Lidya Print Management projesi de, birçok alt kırılımda bu çözümleri sunmak üzere ortaya çıkmış bir departmandır. Ekipman ve ürün bağımsız olarak, her sektöre yazılım ve çözüm sunacaktır.

Rıza Başoğlu: Sektör artık sadece donanımdan ibaret değildir. Bugün teknolojinin geldiği noktada yazılım donanımla entegre edilldiği ölçüde güvenlik, kontrol ve yetki çerçevesinde sınırlama ve mobilite imkanına sahip olabilirsiniz. Bu nedenle doğru yazılımları doğru donanımlar ile kişiye özel çözümler haline getirmemiz gerekiyor. Çünkü dünyada binlerce firmanın yazılım çözümleri var, ancak pazar oyuncuları bunları inceleyecek ve değerlendirebilecek kadrolara ve zamana sahip değil. Lidya Grup da LPM kapsamında (Lidya Print Management), doğru ürünlerle üçüncü parti doğru yazılımları birleştirmek üzerine çalışmaktadır. Burada amaçlanan müşterilerimizin donanım yatırımlarını rasyonel kullanabilmelerine katkı sağlamak, müşterinin işlerinin doğru yönetilmesi ve verimli olması noktasında destek sunmaktır. Onlarca ya da yüzlerce makinesi olan müşterinin iş yönetimini manuel olmaktan çıkarıp, verimliliği artıracak bir altyapı sağlayarak daha profesyonelce yönetimi için gerekli çözümleri tespit edip sunuyor olacağız.

Yakın zamanda bir Londra ofisi açarak, Lidya Grup’u uluslararası bir şirket konumuna taşıyacak bir adım attınız. Bu adım ile amacınız nedir? Lidya Grup’un bu konuda bir sonraki adımı ne olacak?

Bekir Öz: Londra Ofisi ile hedefimiz Lidya Grup’un uluslararası firma konumuna taşınmasına yardımcı olmaktaır. Bunun için önce hedef pazarları araştırmak gerekiyor. Bu araştırmaları daha rahat yapmak için Londra ofisimizi açtık. Lidya Grup UK olarak bir şirket kurduk. Londra ofisimizden, Doğu Avrupa, Afrika ve Ortadoğu pazarlarını inceliyoruz. Bu pazarlarda, doküman çözümü ile ilgili neler yapabileceğimizi inceliyoruz. Ana hedefimiz Lidya Grup’un Türkiye’de sahip olduğu finans kabiliyetini, organizasyon kabiliyetini ve know-how’ı uluslararası pazara taşımaktır.

Bir süredir “Proje Finansmanı” adı verdiğiniz bir finansman modelini müşterinize sunuyorsunuz. Projeyi başlattığınız ilk günden bu yana geldiğiniz nokta hakkında okuyucularımıza bilgi verebilir misiniz?

Bekir Öz: Lidya olarak, “proje finansmanı” adını verdiğimiz, finansman çözümlerimiz mevcut. Türkiye’de halen “proje finansmanı” yoktur. (Nitekim Türkiye’de bankacılık sektörünün, finansman kaynaklarının ciddi kuralları vardır ve bazı engellerle karşılaşılıyor) Lidya Grup olarak biz, müşterilere yardımcı olmak üzere, proje finansmanı için destek veriyoruz. Sonuçta, Türkiye ekonomisinin son 20 yılına bakınca, birçok kriz görüyorsunuz. Dünyada da ekonomi sürekli olarak yukarıya çıkmıyor; yeri geldiğinde eğri aşağıya dönebiliyor. Doğal olarak bu ivmenin aşağıya döndüğü dönemler yatırımları olumsuz etkiliyor, katı kredi koşulları uygulanıyor. Lidya Grup olarak bu etkileri minimuma indirmek için, iş yapabilme kabiliyeti olan yatırımcılara proje finansmanı sağlayarak, yatırımların önünü açıp, bu konuda bir model sunuyoruz.

Bu finansmanlarda alt üst limit yok. Türkiye’de sonuçta herkesin hedefi büyümek. Türkiye, büyüyen bir ülke, şirketler de büyüyor. Burası olgunlaşmış ve büyümesi durmuş bir pazar değil. O yüzden bir şirket ekonominin büyüme hızıyla büyüyebilir ya da bunun kat kat üzerinde de büyüyebilir. Biz bu fırsatları gördüğümüzde buralarda yatırımcıya daha büyük kaynak ayırıyoruz. Bu sayede sektörden son derece olumlu geri bildirimler alıyor ve Lidya Grup olarak sektörün büyümesine katkıda bulunmaktan dolayı gurur duyuyoruz.

Sektör yılın üç çeyreğini durgun geçirdi, yatırımların son çeyrekte hızlanması bekleniyor. Sizin bu konuda beklentiniz ve hedefiniz ne yönde?

Bekir Öz: 2017 yılının ilk 9 ayını değerlendirdiğimizde, bu süreci kendi adımıza ikiye bölerek değerlendiriyoruz: Referanduma kadar olan (Nisan sonuna kadar) pazarda ciddi bir hareketlilik vardı, Lidya Grup olarak büyüme gösterdik. Ancak ardından gelen 5 aylık süreçte, pazarda bir durağanlık mevcuttu. Yılın içinde bulunduğumuz son 4 ayını değerlendirdiğimizde ise, en başta yaşanan bazı belirsizlikler bazı yatırımları beklemeye aldı. Dolayısıyla ötelenen yatırımların yılın son 4 ayında satışa dönüşeceğini öngörüyor ve bu son çeyrekte bekleyen yatırımların artacağını düşünüyoruz. Lidya Grup olarak, 2017 yılında, 2016 yılında olduğu gibi büyüyeceğiz. 2017 yılında %25 büyüme öngörüyoruz. (bu büyüme bildiğiniz üzere, sektör ortalamasının üzerindedir)

Fuara baktığımızda, sadece açıkhava reklamcısını değil, niş sektörlerin ve endüstriyel üreticilerin de dijital baskı arayışında olduğunu görüyoruz. Bu konuda size gelen müşteri taleplerini ve fuarı da değerlendirdiğinizde, siz sektörün konumunu nasıl görüyorsunuz?

Rıza Başoğlu: Pazar statik değil, teknoloji, çok hızlı değişiyor. Geçmişte yılda birkaç ürünü izlemek daha çok kolayken, bugün hemen hemen her ay bir yeni ürün pazara sunuluyor. Bu da müşteri kanallarını ve müşteri profillerini değiştirmeye başladı. Dijital teknolojinin pazara girmesiyle kullanım alanlarına büyük bir fleksibilite kazandırdı, kullanım alanları çok genişledi. Bugüne kadar düşünülmeyen niş pazarları açtı. Lidya Grup olarak biz de katıldığımız fuarlarda teknolojideki son gelişmeyi sergiliyoruz. Çağımızda, donanımsal (hardware) ürün gamı, yazılım (software) ile entegre olmaktadır. Bu durum, müşteri kanallarını ve kullanıcıları da değiştiriyor. Dijital teknolojinin endüstriyel pazara girmesiyle, kullanım alanları esnekleşti. Matbaalar, dijital teknoloji ile içli dışlı oldu. Dijital platform dediğiniz zaman benim aklıma esneklik ve sonsuzluk geliyor. Bu özellikler kişiye özel üretim imkanını getirdiği gibi bulunduğunuz yerin önemini ortadan kaldırıyor. Zaman ve mekan bağımlılığı minumuma indiriyor. Maliyetlerin düşmesine imkan sağlıyor. Düne kadar, belli kanallar ve belli sektörler ana başlıklar ile tanımlanırken bugün keskin ayrımlar yapabilmek zorlaştı. Daha global tanımlar geçerli oldu. Bizler de bu konuda her segmente her sektöre yanıt verecek çözümler geliştirmeye devam ediyor ve pazarı büyütmeye çalışıyoruz.

Lidya Grup olarak sadece makine değil, organizasyon, finansman ve know-how konusunda da sektörde lidersiniz. Makine satışı denince de firmaların sadece sunduğu markanın kalitesi ile değil, arka plandaki bu donanımları ile rakipleri arasında sıyrıldığını biliyoruz. Siz bu noktada müşterilerinize neler sunuyorsunuz?

Rıza Başoğlu: Lidya Grup olarak dünya devi üç markanın ürün gamında her segmente ve her sektöre hitap ediyoruz. Her sektörde faaliyet gösteren müşteriler bizim potansiyel müşterilerimiz oluyor. Fuarda, yeni ürünlerin sergilenmesinin yanı sıra, hangi segmentte ürün olursa olsun, herkes için bir çözüm üretebiliyor ve bu çözümleri de daha da yükseltecek ve güncelleyecek çözümler de sunabiliyoruz. Pazardaki donanım ve çözüm açısından herkese hizmet verebiliyoruz. Söylediğiniz gibi, bu mesajı verebiliyor olmak bizim adımıza çok önemli; zaten bunun yansımalarını da görüyoruz. Bu noktada bayrağı en önde taşıdığımızı görüyoruz. Lidya Grup, insan kaynaklarını, finans kaynaklarını ve stratejik kaynaklarını iyi yönetmek noktasında başarılı olduğunu düşünüyorum. Bu değerler bizimle birlikte müşterilerimizi de ileriye götürüyor.

Bu haber toplam 198 defa okunmuştur
Etiketler:
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 SignGraphic | Kaynak gösterilse dahi izinsiz içerik kopyalanamaz.