24 Eylül 2017 Pazar 11:38
English Page
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
18 Şubat 2015 Çarşamba 15:11

UV Flatbed Baskı Makinesi Alırken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Geniş format UV kurutmalı flatbed baskı makineleri, reklam sektörünün en hızlı gelişme gösteren teknolojilerinden biri desek yanlış olmaz. Bu konu dikkate alındığında, reklam üreticileri için doğru ekipmana yatırım yapmanın önemi daha fazla kritik hale geliyor. Ancak, sektördeki mevcut modeller arasında en doğru tercihi yapmak zor olabilir.
UV Flatbed Baskı Makinesi Alırken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Bazı baskı üreticileri büyük format dijital baskılı işler üretirken, bazıları da mevcut serigrafi, ofset, ambalaj ve diğer geleneksel üretim modellerine flatbed makinelerin sahip olduğu becerileri ilave etmenin yollarını arıyorlar. İşiniz için en uygun modeli seçmek için, UV flatbed baskı teknolojisinin sahip olduğu becerileri gerçekten iyi anlamak gerekiyor. Birkaç yılda amorti edilebilecek yatırım maliyetleri ise makineye sahip olmanın getirdiği toplam maliyetler hesaplandığında, düşünülmesi gereken tek bir noktadır. Diğer maliyetler ise şu şekilde sıralanabilir:

• Yedek parça ve servis

• İşçilik ücretleri

• Baskı sonlandırma işlemleri

• Makinenin kapladığı alana bağlı olarak oluşabilecek maliyetler

• Tahmin edilen üretim hacmi baz alındığında, makinenin para kazandırma potansiyeli Baskı üreticileri, herhangi bir baskıdan elde edilecek geliri hesaplamadan önce, bir dijital baskı makinesine sahip olunduğunda oluşacak toplam maliyeti iyi anlamalıdır. Bu hesaplama ise tek bir makinenin size sağlayabileceği en fazla gelir potansiteli ile üretim alanında makinenin kaplayacağı fiziksel alan arasında denge kurularak yapılmalıdır. Baskı üreticileri yatırımlarının geri dönüşümü için çok iyi hesaplama yapmalıdır.

Sistem Tasarımı

Bir flatbed baskı için iki tür sistem tasarımı vardır: “hareketli medya” ve “gerçek flatbed”.

Hareketli Medya

Hareketli medya kullanan baskı makinelerinde, baskı alanı sabittir ve baskı materyali baskı alanı üzerinde hareket eder, tıpkı bir rulodan ruloya baskı makinesi gibi. Makinenin iskeleti hareket etmeden, materyalin makinede düzgün bir şekilde hareket edebilmesi baskı sürecinin kusursuz ilerleyişi açısından çok önemlidir.

Bu tür sistem tasarımı hibrit makinelerde bulunur. Bu makineler genel olarak rulo tabanlı materyaller için tasarlanmıştır, ancak hareket etmeyen baskı tablasına veya kemer sistemine uygun bazı sert materyalleri de desteklemektedir. Tüm bu özellikler sert malzemenin sabit bir baskı alanında kolayca işlem görebilmesini sağlar. Bu format ise baskı üreticilerinin çok küçük bir ek maliyet ile aynı zamanda sert materyaller üzerine de baskı yapabilecekleri bir sistem kurmalarını kolaylaştırır. Baskı merkezleri için “2’si 1 arada” olarak tanımlanabilecek bu sistem, hem sert hem de esnek materyaller ile kolaylıkla kullanılabilir.

“Gerçek” flatbed baskı makineleri ise, kafalar hareket halindeyken baskı materyalinin vakum tablasında sabit bir şekilde kalmasını sağlar.

Bu sistemlerin bazı dezavantajları da söz konusu. Materyalin hareketli olması bazen görselin yanlış yüklenmesine ya da yamulmasına neden olabilir, bu durumda operatörün müdahalesi gereklidir. Ayrıca, kemerli sistemlerde ya da sıkıştırma silindirleri baskı üzerinde izler bırakabilir; bu da iki baskı işlemi arasında her seferinde mürekkep fazlalarının temizlenmesini gerektirebilir. Öte yandan, hibrit baskı sistemleri görece daha hafif materyallere baskı yapabilir, en azından 90 derecelik bir açıyla materyali alır, çünkü köşelerde materyal beslemesinin yapılması gerekir. Özel bir ayırıcı ile materyal doğru konumlandırılmadığı takdirde, hibrit sistem, kanvas ya da kontrplak gibi köşeli ya da düzgün olmayan yüzeyler ve ağır materyaller üzerine başarısız baskılar yapabilir.

Gerçek flatbed

Diğer yandan gerçek flatbed baskı makinesi, materyalin vakum tablasında sabit durmasını sağlar. Aynı sistemin bir benzeri serigrafide görülebilir, materyale dışardan müdahale edilmesine gerek kalmaz. Materyalin tabla üzerinde sabit kalması, baskı kalitesini de artıran bir faktördür. Piezoelektrik baskı kafalarının çift yönlü ve hassas bir şekilde hizalanması sayesinde ise verimlilik artar. Kenardan kenara baskı da sonlandırma işlem süresini kısaltır ve ilave kesme işlemlerine gerek kalmaz. Gerçek flatbed makineler, çift taraflı baskıların doğru konumlandırma ile başarıyla elde edilmesini sağlar ve birkaç ayrı baskının tek bir panoda kolaylıkla birleştirilmesine olanak sağlar. Bu sayede baskılar arasında boşluk kalmaz. Ayrıca, çoklu baskılar da bu sistem sayesinde aynı vakum tablası üzerinde konumlandırılarak simultane bir şekilde basılabilir. Bu özellik bilhassa mağaza içi uygulamalarda kullanılan satın alma noktası reklamları ve vitrin grafikleri gibi küçük baskılar için oldukça avantaj sağlar.

Baskı Kafası Teknolojileri

Geçmişteki inkjet baskı kafası üreticileri, cyan, açık cyan, magenta, açık magenta, sarı ve siyah renklerden oluşan altı renk teknolojisini geliştirdi. Aynı zamanda “super-CMYK” olarak bilinen bu mürekkep seti baskı üzerindeki vurgulamaları ve daha ağır renklerde açık tonların yerine geçebiliyordu. Bu teknik, büyük damla boyutunun taneli görünümünü daha homojenleştirmek için geliştirilmişti. Açık renklerin ilave edilmesi ise daha yumuşak ve daha az tanecik görünümlü koyu ve yarım tonların ve gradyanların elde edilmesine yardımcı oldu. Zamanında oldukça maliyetli ve karmaşık bir teknoloji olan bu sistem, zamanla inkjet baskı makineleri için neredeyse bir standart halini aldı.

Daha sonra gelişen piezoelektrik inkjet teknolojisindeki gelişmeler üreticilerin greyscale baskı kafalarını kullanmalarına olanak sağladı. Bu sayede mürekkep damlacıklarının istenilen boyutta püskürtülebilmesi kolaylaşmış oldu. Önceki super-CMYK modelini izlemekten vazgeçen üreticilerin sunduğu bu teknoloji sayesinde, yeni baskı kafaları küçük damlacık boyutu ile yumuşak gradyanlar elde edilmesini kolaylaştırdı. Damlacık boyutunun değiştirilebilmesi ile daha keskin görseller için ve ana hatların belirlenebilmesi için damlacık boyutu büyütülebildi. Bu sayede her iki model de tek bir baskıda beraber kullanılabilir hale geldi. Damlacık boyutunun değiştirilebilmesi de basılı görsellerin fotoğraf baskısına yakın bir kaliteye ulaşmalarını sağladı.

Mürekkepler

Tıkanmış nozuller baskıda hataların ortaya çıkmasına ve basılı ürünlerin çöp olmasına neden olur. Bu yüzden mürekkep maliyetleri hesaplanırken çok dikkat edilmelidir. Mürekkep maliyeti litre başına hesap edilmelidir. Her bir baskı için kullanılan mürekkep miktarı hesaplanmalıdır. Tüm bu rakamlar metrekare başına ortalama maliyetlerin hesaplanmasına yardımcı olur.

Piyasada UV kurutmalı mürekkeplerin, solvent bazlı mürekkeplere göre daha pahalı olduğu yönünde yanlış bir inanç var. Hacim bazında ele alındığında UV kurutmalı mükeppler daha pahalı gibi görünse de, litre başına hesaplandığında çok daha maliyetli bir çözüm elde edilir. Bu da aslında solvent bazlı mürekkeplerin, görece daha az pigment içeren solvent içeriğinden kaynaklanır. Uçucu yapıdaki solvent, kurutma esnasında buharlaşır ve böylece materyal üzerinde pigmentleri bırakır. UV kurutmalı mürekkepler ise buharlaşmaz. Onun yerine, yoğun UV ışığına maruz kaldıkları esnada kurutma yaparlar. Sonuç olarak da, metrekare başına daha az mürekkep kullanılmasını sağlarlar.

Baskı kafalarındaki nozüllerin rutin temizliği sırasında mürekkep israf edilerek, aslında gözle görülmeyen bir harcamaya neden olur. Nozüllerdeki herhangi bir tıkanmayı temizlemek için uygulanan temizleme süreci mürekkebin belli miktarda tüketilmesine yol açar. Bazı baskı makineleri tüm renklerdeki mürekkepleri temizler, üstelik bunu hangisinin temizliğe ihtiyacı olup olmadığını önemsemeden otomatik olarak yapar. Bu durumda herhangi bir operatör müdahalesi olmaz. Bu da gereksiz yere mürekkep kaybına ve ekstra maliyetlerin oluşmasına yol açar. Bu konuda yapılması gereken nokta, baskı makinesinin hangi renkteki mürekkepleri ne zaman temizleyeceğini operatöre sormasıdır.

Aynı hizadaki beyaz mürekkep ihtiyacı ise genelde özel uygulamalarda doğar. Zaten çoğu materyal ilk alındığında beyazdır, dolayısıyla beyaz mürekkepe ihtiyaç duyulmaz. Ancak tekstil, ambalaj ve mimari uygulamaların yanı sıra, pencere grafikleri, arka aydınlatmalı tabelalar ve aynalı banner’lar gibi özel uygulamalarda böylesi bir ihtiyaç ortaya çıkar. Bu durumda arka aydınlatmalı uygulamalar için bir diğer seçenek beyaz yapışkanlı vinil difüzörü elle uygulamaktır. Bu da maliyetleri önemli ölçüde düşürecektir.

RIP Çözümler

Router Bilgi Protokolü anlamına gelen RIP çözümler de flatbed iş akışlarının en önemli parçalarından biridir. RIP yazılımı, esas olarak bir dijital baskıyı, makinenin anlayacağı dile çevirir. Her bir pixel ya da vektör makinenin mürekkep damlacık sistemine göre yeniden tanımlanır. RIP yazılımlar renk bilgilerini dosyadan alarak, renk yönetimini gerçekleştirir. Bunun için de ICC profilleri kullanarak renklerin eşleşmesini sağlar. Bazı RIP yazılımlar spot renk eşleşmesi için Pantone kütüphanesini entegre halde bulundurur. Bu da beyaz mürekkeplerin desteklenmesi anlamına gelir.

Baskı makinesine işlerin gönderilmesi için, RIP yazılımları kullanıcıların baskı öncesi görselleri editlemesine ve gönderim işlemlerinin yeri geldiğinde durdurulmasına yardımcı olur ve aynı zamanda dosyaların başka bir zaman kullanılmak üzere arşivlenmesini kolaylaştırır. RIP yazılımlar ayrıca esnek ve sert malzemelerin dijital kesim işlemleri gibi sonlandırma işlemlerini de destekler. Bazı makine üreticileri kendi makinelerinin hangi yazılımı kullanacağını belirlemiştir. Standart bir RIP yazılımı ise herhangi bir makineyi destekleme kapasitesine sahiptir.

Kurutma Teknolojileri

UV kurutmalı mürekkepler, yoğun UV ışığı altında sıvı durumdan katı hale geçer. Yani, mürekkepte bulunan kimyasal foto-reaktörler ışığa karşı tepkime gösterir, mürekkebin polimerleşmesini sağlar. Tüm bunlar ise bir saniyeden kısa sürer. Çoğu baskı makinesi UV ışık kaynağı olarak cıva buharlı ampül kullanır. Bu da daha geniş bir ışık spektrumu sağlayarak enerjinin yoğun bir şekilde kullanılmasını sağlar. Mürekkepler bu enerji piklerine reaksiyon gösterecek şekilde formüle edilmiştir.

Bazı flatbed baskı makinelerinde kullanılan bir diğer yeni ve gelecek vaat eden teknoloji ise UV-LED ışıkların kullanılmasıdır. Bu teknoloji ışığın daha az ısı çıkararak elde edilmesini sağlayan bir yan üründür. Böylece kurutma mürekkepleri ısıya hassas materyaller üzerinde de rahatlıkla kullanılabilir.

UV-LED teknolojisi cıvalı lambalara kıyasla daha dar bir spektrum ve daha az enerji pik alanı sağlar. Bu yüzden bu mürekkeplerin etkili olabilmesi için çok daha özenli bir şekilde formüle edilmesi gerekir. Bu da bu tür mürekkep setlerinin daha az renk gamına sahip olmaları sonucunu doğurur. Aynı zamanda daha az güç ve daha spesifik dalga boyutuna sahip UV LED sistemler, baskı alanında eksiksiz bir mürekkep kurutma işlemi sunamaz. Dolayısıyla bazı üreticiler makinelerine ilave kurutma sistemlerini entegre eder.

Cıvalı lambalar ise daha iyi yapılandırılmıştır ve daha düşük parça maliyetleri getirir. Ancak daha fazla ısıya sebebiyet vermeleri nedeniyle metrekare başına daha fazla enerji tüketirler. Optimal yoğunluğa ulaşana kadar, ısınma için 30 ila 60 saniye arasında bir süreye ihtiyaç duyarlar. Kullanım durumuna göre ışığın mekanik olarak açılıp kapanması gerekir. Dahası, lambalar ucuz olmasına rağmen, 500 ila 1000 saat kullanım sonrasında değişmeleri gerekir. Bu da sürekli yinelenen ekstra maliyetleri beraberinde getirir.

UV-LED lambalar elbette daha pahalı görünebilir, ancak enerji tüketimi oldukça düşüktür. Herhangi bir ısınma süresine ihtiyaç duymazlar ve saniyenin yüzde biri sürede açılıp kapanabilir, herhangi bir mekanik kapatıcıya ihtiyaç duymazlar. Ayrıca, binlerce saat kullanım ömrüne sahiptir.

Enerji Tüketimi

Elektrik kullanım fiyatları sürekli artıyor. Flatbed makineler düşünüldüğünde, baskı için gereken elektrik tüketim miktarı ve bir makinenin açık kaldığı süre oldukça kritik bir rol oynuyor. İdeal olanı, bir makinenin 3.500 W aşağısında bir enerji tüketmesi. Ayrıca, baskı makinesinin sürekli güce takılı halde kalmasının gerekip gerekmediği de kontrol edilmesi gereken bir diğer husus. Fiziksel Çevre Bir baskı makinesinin ebatları ve iş yerinde kapladığı alan göz önünde bulundurulduğunda, makinenin en uygun kurulum alanına taşınıp taşınamayacağını bilmek önemli bir konu. Üstelik mevcut duvarları yıkmanıza gerek kalmadan ya da pencereleri kırmadan bunu yapabilmek önemli. Bilhassa ağır makinelerin daha düz ve sert zemin üzerine kurulması gerektiği düşünüldüğünde, bu durum daha fazla önem kazanıyor.

Daha önce de bahsedildiği üzere, gerçek flatbed makineler, hibrit makinelere göre daha fazla yer kaplıyor, ancak ekstra materyal yükleme bölümüne de ihtiyaç duymuyor. Öte yandan kemerli sistemler ise materyalin yüklenebilmesi için baskı makinesinin her bir tarafında ekstra genişliğe ihtiyaç duyuyor. Bu da aslında yaklaşık 6 metrekarelik ek alan anlamına geliyor.

Teknik Servis ve Destek

Değerli bir üretim aracı olan UV baskı makineleri her zaman en iyi konumda olmalıdır. Bu da makine iyi çalışmadığı zamanlarda gerçek anlamda kaliteli bir hizmet alınması gerektiği anlamına gelir. Aslında, doğru teknik hizmeti ve desteği alabilmek en az doğru makineyi seçmek kadar önemlidir. Teknik hizmeti ister üretici firmadan alın ister yerel bir teknik destek merkezinden alın, bu durum değişmez. Teknik destek, servis hizmetlerin ötesinde bir anlam taşır. Makine satıcısı aslında sadece kendi makinesi için değil, aynı zamanda yazılımdan dosya kurulumuna, renk yönetiminden materyal seçimine dek makineye ilişkin tüm üretim süreçlerinde hizmet sunabilmelidir.

Servis hizmetlerinin kaliteli olabilmesi için önemli olan diğer faktörler garanti süresi, garantinin kapsamı, servis hızı, tamir sürecindeki gecikmeler için makineyi ikame edebilecek hizmerlerin sunulması, tedarik zincirinin yedek parçalar konusunda destek sunabilir şekilde gelişmesidir.

Bu haber toplam 19479 defa okunmuştur
Etiketler:
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 SignGraphic | Kaynak gösterilse dahi izinsiz içerik kopyalanamaz.