24 Eylül 2017 Pazar 11:39
English Page
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
17 Kasım 2014 Pazartesi 22:33

Kurumsallaşamayan KOBİ'ler

Türkiye’nin toplam işletme sayısının yüzde 70’ini oluşturan aile şirketlerinin çoğunluğu KOBİ’ler. Türkiye’de bu derecede önemli olan KOBİ’lerde iş, kurumsallaşmaya geldiğinde ne yazık ki görmezden geliniyor. ŞAPKA Danışmanlık kurucusu Müge Çevik, aile şirketlerinde en büyük eksikliğin satış ve marka yönetimi konusunda olduğunu söylüyor ve ekliyor; “Satışları çok iyi olan bir şirketin dahi, devamı garanti altına alınmazsa, şirket sahibinin kurumsallaşma adına parasını, enerjisini ve emeğini kaybedebileceği açıktır.”
Kurumsallaşamayan KOBİ'ler

Toplam işletme sayısının yüzde 70’ini aile şirketlerinin oluşturduğu Türkiye ekonomisi için önemli olan aile şirketleri ve diğer bir deyişle KOBİ’ler, yıldan yıla büyüme hızlarını artırırken, kurumsallaşma anlamında ise geri kalıyor. Eğitim, danışmanlık ve koçluk hizmeti veren ŞAPKA Danışmanlık’ın kurucusu Müge Çevik, aile şirketlerinde en büyük eksikliğin satış ve marka yönetimi konusunda olduğunu söylüyor ve ekliyor; “Satışları çok iyi olan bir şirketin dahi, devamı garanti altına alınmazsa, şirket sahibinin kurumsallaşma adına parasını, enerjisini ve emeğini kaybedebileceği açıktır.”

Kurumsal Eğitimin Aile Şirketlerindeki Önemi

Müge Çevik; “Sadece verilen danışmanlık hizmeti ile şirketlerin sürdürülebilirliğini sağlamak da mümkün değil. Şirketler mevcut faaliyetlerini daha iyi ve verimli sürdürdüklerinde ve sürekli optimumu kovaladıklarında etkili ve kalıcı olurlar. Bunun için de her şeyden önce mevcut bir düzenin sağlanmış olması gerekli.” açıklamalarını yapıyor ve şöyle devam ediyor. “Aile şirketleri dendiğinde akla ilk “kurumsallaşma” fikri geliyor. Ancak kurumsallaşma fikri de, şirketlerin aklına ya işler büyüyen aileyi doyuramadığında ya da her şey harika giderken geliyor. Aile şirketlerine kurumsallaşmaları gerektiği öyle ezberletiliyor ki, mevcut performanslarında iyi yaptıkları şeyleri de beğenmez, bunların farkına varamaz oluyorlar. Aile büyüdükçe şirketin aileye aynı standartları sağlaması zorunluluğu, işin başındaki jenerasyonu strese sokarken, yeni jenerasyonun sanki sürekli bir şeyler eksik ya da yavaş yapılıyormuş duygusu ile mevcut durumu, daha iyisini nasıl yapacağını bilmeden eleştirel olmasına neden oluyor. Şapka’da verdiğimiz eğitimler, aile şirketlerinin, kendi önceliklerini belirleyerek kendi prensip ve değerleri çerçevesinde gelişmesini ve bu noktadan sonra sürdürülebilirliklerini sağlıyor.”

“Satışları çok iyi olan bir şirketin bile her koşulda devamı garanti altına alınmalı”

Müge Çevik, aile şirketlerine şu tavsiyelerde bulunuyor; “Türkiye’de şirketlerin yüzde 50’sinin üretim yaptığı varsayılırsa, bu üretimin satılması ve şirketin gelir dengesini oluşturulan koşul ve yönetim şartları, o şirketin varoluşunda en önemli rolü oynar. Sürekli satış geliştirme zihniyetinde olmayan bir şirkette kurulan yönetim kuralları ve organizasyonlar başarısızlıkla sonuçlanır.” Çevik’e göre; Türkiye’deki aile şirketlerinin çokluğuna ve çeşitliliğine rağmen neredeyse tamamının satış ve marka yönetimi konusunda tıkanma yaşamaları tesadüf değil. Yönetim sıkıntıları, kurumsallaşamamalarının en önemli nedeni de yine benzer bir teknik eksiklikten doğmakta.

Yüzbinlerce örneğin yer aldığı dünyada, tek bir doğru metottan bahsetmenin mümkün olmadığını belirten Çevik, her şirketin kendi dengesinin, kendi değer ve hedeflerinin tek tek konu alınmasının ve detaylı anlaşılmasının gerekliliğinden bahsediyor. Aksi halde satışları çok iyi olan bir şirketin bile her koşulda devamı garanti altına alınmazsa, şirket sahibinin kurumsallaşma adına parasının, enerjisinin ve emeğinin kaybedileceği açıktır.

Bu haber toplam 12784 defa okunmuştur
Etiketler:
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 SignGraphic | Kaynak gösterilse dahi izinsiz içerik kopyalanamaz.